04-14-2007, 09:24 PM
RUS ARŞİVLERİNDEN BELGELER...
Mehmet Perinçek, "Atatürk'ün Sovyetlerle Görüşmeleri"nde, Atatürk'ün Haziran 1919 ile 9 Eylül 1922 tarihleri arasında uyguladığı 'Bolşevizm ile ittifak' politikalarını anlatıyor.
Milli Mücadele tarihimizin yazımı bizde uzun süre Atatürk'ün "Büyük Nutuk" adlı kitabıyla sınırlı kaldı. Akademik tarihçilik geliştikte başka kaynaklara ihtiyaç arttı. Bilal Şimşir, Ömer Kürkçüoğlu gibi isimler Batılı arşivlerde araştırmalar yaptı. Bizde de arşivlerden bazıları açıldı.
1950'lerden itibaren farklı hatıralar yayımlanmaya başlandı. Bilhassa Kazım Karabekir'in bin sayfalık "İstiklal Harbimiz" adlı eseri 1968 yılında mahkemede beraat etti ve tarih yazımımız bu şekilde çok önemli bir kaynak daha kazandı.
Şimdi tarih yazımımızda yeni bir ufuk açılıyor: Bolşevik arşivleri!
Mehmet Perinçek'in Kaynak Yayınları'ndan çıkan "Atatürk'ün Sovyetlerle Görüşmeleri" adlı kitabı bu yeni araştırma ufkunun bir örneği. Perinçek, 480 sayfalık kitabının yarısında Mustafa Kemal Paşa'nın Bolşevik Rusya ile ilişkilerini inceliyor; kalan yarısında Rus arşivlerinde tespit ettiği belgeleri veriyor.
Perinçek, kitabının ilk yarısında, Doğan Avcıoğlu ve Attilâ İlhan gibi yazarlarımızın yaptığı şekilde, adeta 'Bolşevizan bir Atatürk' portresi çiziyor. Bu amaçla olaylara 'seçici' olarak bakıyor, Atatürk'ün zaferden sonraki 'Batılılaşmacı' politikalarını dikkate almıyor.
Milli Mücadele'de Bolşevizm
Perinçek'in kitabındaki Sovyet belgelerine göre, Mustafa Kemal Paşa 24 Ocak 1921'de Ankara'da görüştüğü Sovyet Elçilik Temsilcisi Angorski Upmal'a şöyle diyor:
"Şahsen ben ve yoldaşlarımdan bir çoğu komünizm taraftarıyız. Ama hâl ve şartlar, bizim bu konuda susmamızı gerektiriyor. Eğer ben yarın komünist olduğumu açıklarsam, benim tesirimden eser kalmaz..."
Kitap, Mustafa Kemal Paşa'nın Sovyet temsilcileriyle yaptığı bu tür konuşmaların belgelerini veriyor. Mesela Sovyet Elçisi General Frunze ile konuşurken, "Kendi yönetim şeklimizi adım adım Sosyet sistemine yaklaştırdık" diyor.
"Büyük Millet Meclisi'ni burjuva ve din adamlarından temizlemek için tedbirler almaktayız," diyen Mustafa Kemal Paşa, mahalli idarelere geniş yetkiler verdiklerini anlatarak ekliyor: "Bu küçük farkla sizin Sovyet sisteminize benzemektedir."
Böyle bir benzerlik yoktu tabii.
Mustafa Kemal, Bolşevik temsilcileriyle görüşmelerinde kendisini ideolojik olarak Bolşevizm sempatizanı gösteriyor, 'emperyalizm ve katipalizme karşı mücadele'yi vurguluyor; Hakimiyet-i Milliye'de Bolşevizm'i, sosyalizmi öven yazılar çıkıyor.
Perinçek, milliyetçi Mustafa Kemal'in Bolşevik Rusya'nın içişlerimize karışmasına şiddetle karşı çıktığını ama ideolojik olarak Bolşevizm'e sempati duyduğunu, bu tür konuşmaları da sırf Ruslardan yardım almak için 'politika icabı' söylemediğini, bu sözlerin 'iki devrimin içeriği'nden kaynaklandığını savunuyor.
'Batıcı' Atatürk
Ama aynı Mustafa Kemal, halka hitap ederken, "İslam Âlemine Beyanname"yi yayımlarken, Kürt şeyhlerine mektup yazarken, Şeyh Sunusi ile konuşurken Osmanlı halifelerinden daha İslamî bir dil kullanıyordu.
Çünkü kendisinin 1 Haziran 1920'de Karabekir'e çektiği telgrafta belirttiği gibi, o sırada, Türkiye'nin kurtuşu "Ruslara ve Âlem-i İslam'a... bitişik olmamıza bağlıdır," diye düşünüyordu. Haklıydı da...
Ve Gazi Paşa, zaferi kazandıktan sonra, Fransız gazeteci Maurice Pernot'ya verdiği mülakatta aynen "Bir Avrupa Türkiyesi, daha doğrusu garba teveccüh etmiş bir Türkiye"yi arzu ettiğini söyleyecek, İzmir İktisat Kongresi'nde de Batı'ya açık bir düzenin işaretini verecekti.
Mutlak otoritesini kurduktan sonra da 'adım adım Bolşevizm'e yaklaşan' veya 'esasat-i İslamiye'ye yönelen bir Türkiye değil, Batılılaşan bir Türkiye kuracak, siyaset dili de ona göre oluşacaktı. Atatürk, İngiltere ile ittifak yapmaya da çalışacak, ömrü vefa etmeyecekti.
Perinçek'in kitabı, Atatürk'ün Haziran 1919 ile 9 Eylül 1922 tarihleri arasında uyguladığı Bolşevizm'le ittifak politikasını ve onun muazzam politik esnekliğini görmek bakımından gerçekten önemli bir kaynak eser.
Taha Akyol
Milliyet Kitap
15/01/2007
Mehmet Perinçek, "Atatürk'ün Sovyetlerle Görüşmeleri"nde, Atatürk'ün Haziran 1919 ile 9 Eylül 1922 tarihleri arasında uyguladığı 'Bolşevizm ile ittifak' politikalarını anlatıyor.
Milli Mücadele tarihimizin yazımı bizde uzun süre Atatürk'ün "Büyük Nutuk" adlı kitabıyla sınırlı kaldı. Akademik tarihçilik geliştikte başka kaynaklara ihtiyaç arttı. Bilal Şimşir, Ömer Kürkçüoğlu gibi isimler Batılı arşivlerde araştırmalar yaptı. Bizde de arşivlerden bazıları açıldı.
1950'lerden itibaren farklı hatıralar yayımlanmaya başlandı. Bilhassa Kazım Karabekir'in bin sayfalık "İstiklal Harbimiz" adlı eseri 1968 yılında mahkemede beraat etti ve tarih yazımımız bu şekilde çok önemli bir kaynak daha kazandı.
Şimdi tarih yazımımızda yeni bir ufuk açılıyor: Bolşevik arşivleri!
Mehmet Perinçek'in Kaynak Yayınları'ndan çıkan "Atatürk'ün Sovyetlerle Görüşmeleri" adlı kitabı bu yeni araştırma ufkunun bir örneği. Perinçek, 480 sayfalık kitabının yarısında Mustafa Kemal Paşa'nın Bolşevik Rusya ile ilişkilerini inceliyor; kalan yarısında Rus arşivlerinde tespit ettiği belgeleri veriyor.
Perinçek, kitabının ilk yarısında, Doğan Avcıoğlu ve Attilâ İlhan gibi yazarlarımızın yaptığı şekilde, adeta 'Bolşevizan bir Atatürk' portresi çiziyor. Bu amaçla olaylara 'seçici' olarak bakıyor, Atatürk'ün zaferden sonraki 'Batılılaşmacı' politikalarını dikkate almıyor.
Milli Mücadele'de Bolşevizm
Perinçek'in kitabındaki Sovyet belgelerine göre, Mustafa Kemal Paşa 24 Ocak 1921'de Ankara'da görüştüğü Sovyet Elçilik Temsilcisi Angorski Upmal'a şöyle diyor:
"Şahsen ben ve yoldaşlarımdan bir çoğu komünizm taraftarıyız. Ama hâl ve şartlar, bizim bu konuda susmamızı gerektiriyor. Eğer ben yarın komünist olduğumu açıklarsam, benim tesirimden eser kalmaz..."
Kitap, Mustafa Kemal Paşa'nın Sovyet temsilcileriyle yaptığı bu tür konuşmaların belgelerini veriyor. Mesela Sovyet Elçisi General Frunze ile konuşurken, "Kendi yönetim şeklimizi adım adım Sosyet sistemine yaklaştırdık" diyor.
"Büyük Millet Meclisi'ni burjuva ve din adamlarından temizlemek için tedbirler almaktayız," diyen Mustafa Kemal Paşa, mahalli idarelere geniş yetkiler verdiklerini anlatarak ekliyor: "Bu küçük farkla sizin Sovyet sisteminize benzemektedir."
Böyle bir benzerlik yoktu tabii.
Mustafa Kemal, Bolşevik temsilcileriyle görüşmelerinde kendisini ideolojik olarak Bolşevizm sempatizanı gösteriyor, 'emperyalizm ve katipalizme karşı mücadele'yi vurguluyor; Hakimiyet-i Milliye'de Bolşevizm'i, sosyalizmi öven yazılar çıkıyor.
Perinçek, milliyetçi Mustafa Kemal'in Bolşevik Rusya'nın içişlerimize karışmasına şiddetle karşı çıktığını ama ideolojik olarak Bolşevizm'e sempati duyduğunu, bu tür konuşmaları da sırf Ruslardan yardım almak için 'politika icabı' söylemediğini, bu sözlerin 'iki devrimin içeriği'nden kaynaklandığını savunuyor.
'Batıcı' Atatürk
Ama aynı Mustafa Kemal, halka hitap ederken, "İslam Âlemine Beyanname"yi yayımlarken, Kürt şeyhlerine mektup yazarken, Şeyh Sunusi ile konuşurken Osmanlı halifelerinden daha İslamî bir dil kullanıyordu.
Çünkü kendisinin 1 Haziran 1920'de Karabekir'e çektiği telgrafta belirttiği gibi, o sırada, Türkiye'nin kurtuşu "Ruslara ve Âlem-i İslam'a... bitişik olmamıza bağlıdır," diye düşünüyordu. Haklıydı da...
Ve Gazi Paşa, zaferi kazandıktan sonra, Fransız gazeteci Maurice Pernot'ya verdiği mülakatta aynen "Bir Avrupa Türkiyesi, daha doğrusu garba teveccüh etmiş bir Türkiye"yi arzu ettiğini söyleyecek, İzmir İktisat Kongresi'nde de Batı'ya açık bir düzenin işaretini verecekti.
Mutlak otoritesini kurduktan sonra da 'adım adım Bolşevizm'e yaklaşan' veya 'esasat-i İslamiye'ye yönelen bir Türkiye değil, Batılılaşan bir Türkiye kuracak, siyaset dili de ona göre oluşacaktı. Atatürk, İngiltere ile ittifak yapmaya da çalışacak, ömrü vefa etmeyecekti.
Perinçek'in kitabı, Atatürk'ün Haziran 1919 ile 9 Eylül 1922 tarihleri arasında uyguladığı Bolşevizm'le ittifak politikasını ve onun muazzam politik esnekliğini görmek bakımından gerçekten önemli bir kaynak eser.
Taha Akyol
Milliyet Kitap
15/01/2007
