02-10-2007, 07:45 PM
Madde 1
Vatanın bütünlüğü ve Milletin istiklali tehlikededir.
Madde 2
İstanbul Hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal adeta milletimizi yok olmuş olarak gösteriyor.
Madde 3
Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Madde 4
Milletin içinde bulunduğu durum ve şartlara göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle dünyaya duyurmak için her türlü tesir ve kontrolden milli bir heyetin varlığı zorunludur.
Madde 5
Anadolu’nun her bakından en emniyetli yeri olan Sivas’ta, milli bir kongrenin acele olarak toplanması kararlaştırılmıştır.
Madde 6
Bunun için bütün vilayetlerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir.
Madde 7
Her ihtimale karşı, bu meselenin bir milli sır halinde tutulması ve temsilcilerin, lüzum görülen yerlerde , seyahatlerini kendilerini tanıtmadan yapmaları lazımdır.
Madde 8
Doğu vilayetleri adına, 10 Temmuzda, Erzurum’da bir kongre toplanacaktır.Bu tarihe kadar diğer vilayetlerin temsilcileri dek Sivas’at gelebilirlerse,ü Erzurumr Kongresi’nink üyeleri,e Sivasr Kongresi’neg katılmake üzereç harekete edeceklerdir.r
Amasya Genelgesi ile ulusun bagimsizliginin, yine ulusun azim ve iradesiyle kurtarilacagi ilkesinin ortaya konmasi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile bu yolda, siyasi, askeri, idari örgütlenmeye ve ulusal bilinçlenmeye dogru gidilmesi karsisinda, tahtini tehlikede gören Padisah daha baslangiçtan itibaren bu mücadelenin amansiz düsmani olmustu. Bu sebeple Ingilizlerle isbirligi yapmaktan geri kalmamis ve Ingilizlerle en iyi anlasan Damat Ferit Pasa'yi Sadrazam yapmisti. Onun araciligi ile de daha kongreler asamasinda M. Kemal'i, daha dogrusu ulusal örgütlenmeyi engelemek için her yola basvurmustu. Ingilizler Padisah araciligi ile bu örgütlenmeyi bogmayi basaramayinca, Anadolu'daki ulusal hareketi etkisiz duruma sokmak için Istanbul'da Meclis toplanmasina razi olmuslardi. Oysa bu Meclis Misak-i Milli'yi kabul etti.Bunun üzerine, önceleri zayif olan ayaklanmalari, daha sistemli ve güçlü bir silah olarak kullanma yoluna gittiler. Istanbul Hükümeti ve Padisah bu konuda Ingilizlerle tam bir isbirligine girdiler. Bu ayaklanmalar 1919 yili sonunda daginik ve etkisiz idiler, Fakat T.B.M.M.'nin açildigi tarihlerde büyük tehlike durumuna geldiler.
Osmanli Hükümeti ve Ingiltere, uzun savas yillarinin, Türk Ulusu'nun üzerinde yarattigi bikkinliktan ustaca yararlandilar. Osmanli Devleti'nin askerligi kaldirdigi ve vergilerin affedildigi propagandalari yapilip, T.B.M.M.'nin halk gözünde otoritesini yikmaya çalisiyarlardi. "Seyhül-Islam Fetvasi, Padisah Fermani ve Hükümet Bildirisi" ile halkin dini ve geleneksel baglilik duygulari Ulusal Mücadele'ye karsi kiskirtildi.
Iç ayaklanmalarin nedenleri, bu ayaklanmalarin bastirilmasi için basvurulan yöntemlerin de sebepleri olacagindan önemlidir. Bu nedenleri özetlersek:
Uzun savas yillari yokluk, umutsuzluk yaratmis, asker kaçaklarinin çogalmasina yol açmistir. Özellikle asker kaçaklari, ayaklanmalarin insan gücünü olusturmasi bakimindan ayrica önem tasiyordu. Ulusal Mücadele, vatan savunmasi için bu yoksul ve bikkin halka agir fedakarliklar yükledigi için halkta, bunlardan kaçma egilimi doguruyordu. Halife-Padisah'a olan dinsel ve geleneksel baglilik bu makami mesru tanitiyor ve Ulusal Mücadele'yi gayri mesru gösterenlerin etkili olmasina yariyordu. Hürriyet ve Itilaf Partisi ve Hükümet M. Kemal'i ittihatçi ve bolsevik olarak tanitiyorlardi. Padisah iradesi olmadan asker ve vergi toplandigi, bunun kanuna aykiri oldugu ileri sürülüyor, Yunan ordusunun Halife ordusu oldugu propagandalari yapiliyordu.
Ayaklanmalar Ingilizler tarafindan hazirlandigi ve yerli kaynaklarca beslendikleri için, bastirilmasi çok zor oluyordu. Isyancilarin kuvvetli oldugu bölgelerde, halk onlarin Padisahi temsil ettigine ve bu durumun sürekli olacagina inaniyordu. Bu sebeple bir çok yörede, halk ayaklanmaya katiliyor ve destekliyordu. 1920 yilinin ilkbaharindan yalniz dis düsman tehlikesiyle degil, ayri bölgelerde birbirini izleyerek çikan ayaklanmalarla ugrasildi. Ayaklanma hareketleri Ankara'nin yakinlarina kadar geldi. Telefon ve telgraf telleri kesildi. Ihanet, cehalet, kin, taassup bütün ülkeyi korkunç bir biçimde kapladi. Ayaklanmalarin Ankara'yi bir çemlier içine aldigi bir sirada, Yunanlilar da 22-23 Haziran 1920'de batidan saldiriya geçtiler. Içten ve distan gelen saldirilar birbirinden uzak olmakla beraber, bir merkezden yönetiliyorlar ve sistemli bir biçimde T.B.M.M.'nin çökertilmesine çalisiliyordu. Hükümet bir dis saldiriya kuvvet gönderse, iç ayaklanmayi bastiramiyor, iç ayaklanmaya kuvvet gönderse dis saldiriya karsi koyamiyordu. Bu sebeple Ulusal Mücadele'nin en buhranli yilinin 1920 yili oldugu açikca ortada idi. Iç güvenlik en önemli sorun olmustu. Ayaklanmalarin bastirilmasinda, özellikle Kuva-yi Seyyare Komutani Çerkez Ethem ve Koçkiri Ayaklanmalari'na karsi Merkez Ordusu kuruldu.
(Merkez Ordusu, Karadeniz Bölgesi'nde çikan Pontusculuk hareketine karsi Anadolu'da asayis ve güvenligin saglanmasi amaciyla 9 Aralik 1920'de 3. Kolordu lagvedilip, onun yeririe kuruldu.). Kuvvet yoluyla ayaklanmalarin bastirilmasi mümkün oluyor, fakat baska bir yerde yeni bir ayaklanmanin çikmasina engel olunamiyordu. Bu durum, henüz uliisal birlik ve bilinçlenmenin gerçeklesmemesinden kaynaklaniordu. M. Kemal Pasa, yayinladigi bildirilerle halki yardima çagiriyor, fakat etkili olmiiyordu. Bu yüzdeii, ceza önlemlerinc basvurulmasi zorunlu oldu. Daha Sivas Kongresi sirasinda sert önlemler alinmisti. Fakat yeterli olmamisti. Bati Cephesi'ndeki ayaklanmalari bastirmakla görevli 56. ve 61. Tümen Komutanlarina, bozguncu, asi, kiskirtici görevini yapamayan askeri ve sivil görevlileri, suçlarina göre tart, hapis, idam gibi her cesit cezalari uygulamak için olaganüstü yetkiler tanindi. Fakat bunlar da yeterli olmadilar. Iç ayaklanmalar çok sert önlemlerle güçlük!e bastirilabildi.
Ayaklaiimalari tek tek ele almadan önce bir listc haliiicle gösterelim
1- Seyh Esref Ayaklanmasi (26 Ekim-24 Aralik 1919) Bayburt'un Hart kazasinda, seriat düzeni kurmak amaciyla oldu.
2- Bozkir Ayaklanmalari (27 Eylül-1 Ekim ve 20 Ekim-4 Kasim 1919) da Konya'nin Bozkir kazasinda oldu.
3- Anzavur Ayaklanmalari (1 Ekim-25 Kasim 1919 ve 16 Subat-16 Nisan 1920) arasinda iki kez olmak üzere, Ingiltere'nin Çanakkale Bogazi Bölgesi'nde güvenliklerini korumak için tesvik ettikleri bir ayaklanmadir.
4- Ali Bati ayaklanmasi.
5- Düzce Ayaklanmalari (13 Nisan-31 Mayis ve 8 Agustos-23 Eylül 1920 arasinda) Osmanli Hükümeti'nin bölgedeki Çerkezleri kiskirtmasi sonucu çikti. Bu ayaklanmalar sirasinda Ahmet Anzavur Geyve ve Adapazari'na, Kuva-yi Inzibatiye de Izmit'e geldi.
6- Yenilian Ayaklanmasi (14 Mayis-12 Haziran 1920).
7- Yozgat Ayaklanmalari (15 Mayis-27 Agustos ve 5 Eylül-30 Aralik 1920) arasinda Çapanogullari'nin düzenlemesi ile çikti.
8- Zile Ayaklanmasi (Mayis-21Haziran 1920) arasinda Osmanli Hükümeti'nin çikarcilari elde edip çikardigi bir ayaklanmadir.
9- Konya Ayaklanmasi (2 Ekim-15 Kasim 1920) arasinda, asker kaçaklarini yanlarina toplayan ve Istanbul'dan yönetilen çikarcilar araciligi ile çikti.
10- Cemil Çeto Olayi ve Milli Asireti Ayaklanmasi (Haziran-Eylül 1920) Dogu Anadolu'da Kürtçülük kiskirtmasi ile çikan bir asiret ayaklanmasi idi.
11- Koçkiri Ayaklanmasi (6 Mart-17 Haziran 1921) Kürdistan kurulmasi için Koçkiri Asireti'nin çikardigi bir ayaklanmaydi.
12 Pontusçuluk hareketi, Ulusal Mücadele'nin basindan sonuna kadar süren ve tarihi Rum Pontus Devleti'nin yeniden kurulmasi amacina dayanan Karadeniz'in orta ve dogu bölgelerinde çikan ayaklanma olaylaridir. Bu bölgede çalisan Istiklal Mahkemeleri'nin kurulmasinin en büyük etkeni bu olaylarlardir.
Bu ayaklanmalarin özellikle bazilari T.B.M.M.'nin açildigi tarihte bir merkezden sistemli birbiçimde yürütülmüs, olaganüstü tehlikeler yaratmislardi. Bu ayaklanmalara daha sonra, Demirci Mehmet Efe ve Ethem'in Ayaklanmalari da eklendi. Bir yanda düsmanla, bir yandan da bu ayaklanmalarla mücadele edilmek zorunlu idi. Bazen ayni anda bir kaç yerde birden ayaklanma çikiyordu. Bu ayaklanmalarin bir merkezden yönetildigini ve Istanbul Hüküineti'nin bunlari kiskirttigini M. Kemal Pasa söyle belirtiyordu:
"Istanbul'da Damat Ferit Pasa Hükümeti ve Istanbul'da, bütün yikici ye hayin örgütlerin kurdugu birlik ve bu birligin Anadolu içindeki bütün ayaklanma örgütleri ve bütün düsmanlar ve Yunan ordusu, el birligi ile bizi yikmak için çalismaya basladilar. Bu Ortak saldiri siyasasinin yönergesi de Padisah-Halife'nin, içinde düsman uçaklari da biilunan her türlü araçlarla yurda yagdirdigi Huruc-u alessultan (Padisah'a Karsi Ayaklanma) fetvasi idi." Yine M. Kemal Pasa'nin belirttigi gibi Sivas Kongresi ve sonrasi döneminde, Ali Galip ve Seyh Esref olaylari gibi tek olaylar bulunurken, B.M.M. nin açildigi tarihe kadar geçen sekiz ay içinde ayaklanmalarin ulastigi boyutlar, bu süre içinde ne kadar büyük hazirliklar yapildigini gösteriyordu.
1919 YILI AYAKLANMALARI
Bozkir'da Zeynelabidin Ayaklanmasi (27 Eylül-4 Ekim 1919)
Mondros Ateskesi'nden ve özellikle Izmir'in isgalinden sonra, Konya yöresinde de ulusal hareketi destekleyen girisimler ortaya çikmisti. M. Kemal Pasa Samsun'a çiktiktan sonra, diger komutanlarla oldugu gibi, Konya'da bulunan Cemal Pasa ile de görüserek, ulusal harekete destegini saglamisti. Cemal Pasa Konya ve çevresinde gerekli askeri önlemleri almis, halki bilinçlendirmeye ve noksan askeri kadrolarini tamamlamaya çalisiyordu. Ancak Cemal Pasa bir çagri üzerine Istanbul'a gidince, yerine vekalet eden Albay Selahattin Bey'e bir telgraf çeken M. Kemal Pasa, oradaki kuvvetlerin basindan kesinlikle ayrilmamasini, Ali Fuat Pasa ile devamli haberlesmesini ve olumsuz hareketlere karsi tedbirli olmasini bildirdi. Selahattin Bey, her türlü önlemin alinmakta oldugu yanitini verdi. Fakat bir süre sonra o da Istanbul'a gitti. Bu iki komutanin Konya'dan ayrilmalarini firsat bilen ve Damat Ferit Pasa'ya bagli bulunanVali Cemal Bey, daha önce baslatmis oldugu olumsuz ·propagandalari arttirarak, Konya ve çevresine egemen oldu. Askeri otoritenin kalkmasi üzerine, Konya'da Vali Cemal Bey'in yönetimi M. Kemal Pasa'ya karsi çikti ve hapishanedeki eskiya ve katilleri serbest birakip, silahlandirarak çevrede korku ve dehset yaratti. Diger yandan Istanbul ile devamili iliskide bulunuyor ve aldigi emirleri aynen uyguluyordu. Konya'da bulunan Italyan isgal kuvvetleriyle de yakin iliski kurarak onlari ve Konya halkini ulusal harekete karsi kiskirtiyordu. Konya'ya Istanbul'dan atanan Ali Sait Pasa, buraya geldi. Vali'nin tutumu karsisinda etkili olamayinca Vali'nin görevden alinmasi için Harbiye Nezareti'ne basvurdu. 19 Eylül 1919'da Nazir Sefik Pasa verdigi yanitta Konya'da bulunan askeri kuvvetlerden Padisah'a bagli olanlarin yardimi ile ulusal amaca çalisan komutanlarin ve Padisah'in emirlerine karsi hareket edenlerin en sert sekilde cezalandirilmasini bildirdi. Bu durum karsisinda Ali Sait Pasa da 25 Eylül'de görevinden ayrilarak Istanbul'a gitti. Konya'da ulusal harekete karsi çikan Vali'nin kuvvetlenmesi üzerine Heyet-i Temsiliye, buraya Albay Refet Bey'in gönderilmesine karar verdi. Konya halki bu haberi duyunca vatanseverlerin çabasiyla Vali'ye karsi birlesmeye basladilar. Bu durumu gören Vali Cemal Bey 27-28 Eylül gecesi Istanbul'a kaçti. Halktan ileri gelenler Mehmet Vehbi Efendi'yi (Müderris) Vali Vekili seçti ve Konya Temsil Heyeti'ne baglandi.
Konya'da ulusal iradenin egemen oldugu bir sirada, Ulusal Mücadele'ye karsi, gericiligin ve Padisah'in etkisi ile ilk isyan hareketi Konya' nin güneyinde Bozkir'da çikti. Büyük önemi olmamakla beraber diger ayaklanmalara örnek oldu. Bu ayaklanma Vali Cemal Bey ve Istanbul'da Ingiliz Papazi Frew ile isbirligi yapan Zeynelabidin ve arkadaslarinin kiskirtmasiyla çikti. Kiskirticilar çevrelerine topladiklari, çogu silahsiz bin kadar adamla Bozkir'i bastilar ve jandarmalarin silahlarini alip, Askerlik Subesi'ni ele geçirerek buradaki tüm silah ve cephaneyi ele geçirdiler. Karsi çikmak isteyen vatanseverler öldürüldüler. Birçok ev yagma edildi ve yakildi. Üzerlerine gönderilen ulusal kiivvetlere saldirdilar. Konya'dan gönderilen Nasihat Heyeti'nin görüsmeleri olumlu sonuç verdi. Bozkir'a ulusal kuvvet gönderilmeyecegi garantisi verilince asiler 4 Ekim'de dagildilar. Fakat bii olay Istanhul Hükümeti ve Ingilizlere büyük cesaret verdi.
Zeynelabidin'in Ikinci Ayaklanmasi (20 Ekim-4 Kasim 1919)
Bu ayaklanmanin yarattigi tehlike üzerine, bir daha böyle olaylara firsat verilmemesi için Temsil Heyeti önlemler almaya basladi. Afyon'da bulunan Yarbay Arif (Karakeçeli) Bey'in kuvvetleri Seydisehir'e kaydirilarak Konya'nin, Bozkir yöresinden tehdit edilmemesi saglanmak istendi. Bu hareketleri ögrenen Zeynelabidin 70 silahli ve 200 silahsiz adamla, Hoca Abdullah, Hoca Sabit, Hoca Abdülhalim Efendiler'in yönetiminde 20 Ekim'de ayaklanarak Bozkir'in yakinina gelip Kaymakami çagirdilar ve ulusal kuvvetleri istemediklerini bildirdiler. Kaymakam, yaptiklarininin dogru olmadigini ve bu kuvvetlerin nizami kuvvetler oldugunu söylemesine ragmen etkili olamadi. Asiler Valilige telgraf çekerek, ulusal kuvvetler geri alinmadigi takdirde eylemlerini sürdüreceklerini bildirdiler. Valilik dagilmalarini isteyince Bozkir'a ikinci kez girdiler. Memurlar ilçe disina çikartildi ve telgraf hatlarini kesliler. Üzerlerine gö·nderilen Yarbay Arif Bey'in birligine ates açtilar ve ellerine geçen üç eri çok çirkin bir sekilde öldürdüler. Çarpismalarda yenildiler ve kaçtilar. 27 Ekim'de asilere son darbe vurulmasi düsünülürken, Delibas isimli bir asinin Çumra'ya yürüyecegi duyulunca, Çumra'ya hareket eden birlik, yolda pusuya düstü ve esir edildi. Asilerin üzerine gönderilen yeni kuvvetler asileri yendi ve 2 Kasim'da Ulusal kuvvetler asilerin merkezlerini ele geçirdi. Fakat Konya ve yöresinde olaylar burada kapanmadi.
Birinci Anzavur Ayaklanmasi (1 Ekim-25 Kasim 1919)
Konya'nin Bozkir kazasinda çikan ayaklanmalarla hemen ayni tarihlere rastlayan bir sirada Marmara'nin güneyinde Ahmet Anzavur'un Ayaklanmasi da Ulusal Mücadele'ye karsi çikan çok önemli bir ayaklanma idi. Aslen Bigali olup, Emekli Jandarma Binbasisi Anzavur, Sarayla baglari dolayisiyla Saltanat ve Hilafeti korumak istiyordu. Saray ve Hükümet'in hiyanetinin yalnizca bir aracisi idi.
Ingilizlerin elinde bir kukla durumunda bulunan Padisah ve Osmanli Hükümeti'nin adami olan Anzavur, ulusal silahli direnisin "Kuva-yi Milliye"nin önemli bir yöresi olan Ayvalik'ta Yunanlilara karsi savas baslatilmasi üzerine, bu bölgede Ingiliz çikarlarini saglamak için Padisah'in emri üzerine ayaklandi. Çanakkale Bogazi'nin Ingilizler için güvenligini saglamak ve Ayvalik yöresinde Yunanlilar'a karsi savasan ulusal kuvvetleri arkadan vurmak amaciyla, Biga-Gönen-Manyas ve bu yöredeki Çerkezler üzerindeki nüfuzu göz önüne alinarak buraya gönderildi. 25 Ekim'de Gönen-Manyas arasinda dolasarak ulusal kuvvetler aleyhinde propoganda yapan Anzavur yöredeki eskiya ile birlesti ve 2 Kasim'da Susurluk'a geldi. Burada bulunan askeri birlik kendisine karsi koymadi. Halki kendisiyle birlesmeye çagirip, "Ulusal hareket için toplanan paralarin hesabini görmek için Balikesir'e gidecegini ve isteyenlerin kendisine katilabilecegini" söyledi. Buradaki subaylarin çekingenligi dodolayisiyla 40 kadar er kendisine katildi.
Anzavur ve onunla isbirligi yapan eskiyanin yarattigi tehlike üzerine, Bursa'dan Yarbay Rahmi Bey komutasinda 170 kisilik bir birlik gönderildi. Karacabey'de eskiya ile çatisan bu kuvvetler burada duruma hakim oldu. Diger yandan Anzavur'un üzerine baska küçük kuvvetler de gönderildi. Fakat yöredeki silahli direnis üzerine bazi birlikler esir düstü. 5 Kasim'da Edremit Kaymakami Köprülü Hamdi Bey, Manyas'ta Anzavurla görüstü ve cephede görev verilmesini isteyerek Hamdi Bey'i kandirdi. Hamdi Bey Anzavur'a inanarak, Albay Kazim (Özalp) Bey'e, Anzavur sorunun kapandigini bile bildirdi. Oysa Anzavur gittikçe kuvvetlendi. 12 Kasim'da 300 kisi ile Susurluk'a tekrar geldi, Yunanlilarla savasacagini söyleyerek halki kandirirken, adamlari kislayi basarak, silahlari ve toplari ele geçirdiler. Bunun üzerine Albay Kazim Bey ve Rahmi Bey kuvvetleri Anzavur'u sikistirdilar ve Anzavur, Susurluk'ta elde ettigi toplari birakarak kaçti. Bu bölgeyi temizlemek üzere Çerkez Ethem görevlendirildi. Çerkez Ethem'e Gönen'den tehdit telgraflari gönderen Anzavur, Ethem'in 23 Kasim'da Gönen'e girmesi üzerine kaçti. Bu harekati sirasinda ulusal kuvvetler arasinda isbirligi ve program olmamasi Anzavur'un kurtulmasini kolaylastirdi. Adamlari dagilan Anzavur Ethem ve Rahmi Bey'in kuvvetlerine pespese yenilerek kacti.
Ali Bati Ayaklanmasi (11 Mayis-18 Agustos 1919)
Diyarbakir yöresinin önemli olayi, Midyat güneyindeki asiretlerinden birinin reisi olan Ali Bati'nin, yöreye hakim olarak, Ingilizlerin kiskirtmasiyla, Kürdistan kurmak fikirlerinden de yararlanarak çikardigi ayakma idi. Padisah'in izni ile hareket ettigini yayan Ali Bati üzerine askeri birlikler gönderildi. 18 Agustos'a kadar sürekli çarpismalar sonunda ölü olarak ele geçen Ali Bati'nin baslattigi ayaklanma bastirildi.
1920 YILI AYAKLANMALARI
1919 yli ayaklanmalari daginik ve birbirinden uzak girisimlerdi. Bu bakimdan çabuk bastirildilar. Meclis-i Mebusan'in toplanmasi dikkatleri ve önemi bir süre için Istanbul'a çekti. Bu sayede Heyet-i Temsiliye'nin ve M. Kemal hareketinin etkisini ve gücünü kaybedecegi zannedildi. Fakat Meclis-i Melbusan'in "Misak- Milli" kararlarini almasi, Istanbul'un isgali ve Ankara'da ulusal iradeyi temsil edecek bir meclisin toplanacaginin anlasilmasi üzerine 1920 yilinin ilkbahar aylarinda, bir merkezden ve planli bir biçimde yönetilen bir dizi ayaklanma patlak verdi. Ingilizler ve Istanbul Hükümeti, kuvvet gönderemedikleri için ulusal örgütlenmeyi önleyemiyorlardi. Bu sefer Türk'ü Türk'e düsürmek yöntemine basvurarak ayaklanma çikartma yoluna daha planli bir sekilde giristiler. Bu bakimdan 1920 yili ayaklanmalari çok tehlikeli boyutlara eristi.
Ikinci Anzavur Ayaklanmasi (16 Subat-16 Nisan 1920)
Bu ayaklanmalarin en büyüklerinden birisi "Ikinci Anzavur Ayaklanmasi" oldu. Bu ayaklanma, bu bölgede ortaya çikan çesitli huzursuzluk sebepleri ve Ingilizlerle iliski kuran bir kisim çikarcinin etkisiyle çikti. Anzavur'da bu durumdan yararlanarak bu ayaklanmanin basina geçti.
Anzavur'un birinci ayaklanmasi sirasinda adi geçen Hamdi Bey, 27-28 Ocak gecesi Fransiz askerleri tarafindan korunan Gelibolu Yarimadasi'nin Akbas cephaneligini basmis ve buradaki cephaneligi Biga'nin Yenice mevkiine tasimisti. Biga'ya yerlesen Hamdi Bey burada ulusal örgütlenmeyi genisletmek için çalismaya basladi. Bu sirada Biga yöresinde Kara Ahmet adinda biri hükümet içinde hükümet gibi davraniyor, halktan zorla para topluyordu. Biga'ya yerlesen Hamdi Bey, Kara Ahmet'i tutuklayip 10 adamiyla Biga Cezaevi'ne hapsetti.
Akbas'dan getirdigi cephane ile ulusal birlikler kurmak isteyen Hamdi Bey, Askerlik Sube Baskani'nin da yardimi ile 500 gönüllü genç topladi. Emrine 190. Alay'in 2. Taburu da verildi. Baska birlikler de emrine gönderildi.
Hamdi Bey'in emrindeki kuvvetlerin çogalmasi, bunlarin beslenme, giyinme gibi birçok noksanliklarin ortaya çikmasina yol açti. Gereken parayi halktan saglamak yoluna giden Hamdi Bey'in bu yola basvurmasi halki huzursuz etti. Pomaklar Hamdi Bey'e cephe aldilar ve kendilerinden olan Kara Ahmet'in hapiste bulunmasi da onlari kiskirtti. Bu durumda, sinmis zannedilen elebasilari Akbas olayini hazmedemeyen Ingilizlerle iliski kurdular. Bu firsattan yararlanan Anzavur da Çerkez köylerinde dolasarak olumsuz propogandaya yeniden basladi. Pomaklardan Gavur Imam ve Çerkezlerden Sah Ismail adindaki iki kisi çevrelerine topladiklari 200 silahli ve 1.000 kadar baltali ve biçakli adamla 16 Subat 1920 günü Biga'ya saldirdilar. Kislada bulunan, egitimsiz ve aslen Pomak olan erler dagilinca asiler ilçeyi kolayca ele geçirdiler. Hamdi Bey'in arkadasi Kani Bey Biga Cezaevi'ne giderek, hapiste bulunan Kara Ahmet ve adamlarini öldürdü. Biga'nin isgalini duyan Ahmet Anzavur 17 Subat'ta ilçeye gelip, ayaklanmanin yönetimini eline aldi. Asiler intikam almak için Kani Bey'i saklandigi yerde sardilar ve Kani Bey cephanesi bitene kadar savundu. Cephanesi bitince öldürüldü ve ölüsü balkondan sokaga atildi. Olaylarla ilgisi olmayan Yüzbasi Ismail Hakki Bey'i ve üç eri de öldürdüler. Üstegmen Riza Bey'i de vücudunu hedef gibi kullanip biçak atarak öldürdüler.
Bu durum karsisinda Yenice Cephaneligi'ni korumak ve buradaki birliklere haber vermek üzere oraya gitmek üzere yola çikan Hamdi Bey, Eminoba Köyü'nde köylüler tarafindan tanindi. Hamdi Bey'i yakalayan asi köylüler, Hamdi Bey'i yürüterek geri götürdüler. Hamdi Bey memleketin isgal altinda oldugunu, millet ve memlekete kötülük ettiklerini anlatmaya çalistiysa da öldürdüler. Anzavur bir bildiri yayinlayarak, Hamdi Bey'in cezalandirildigini ve diger isyancilarin da ayni sekilde cezalandirilacaklarini bildirdi. Diger ölülerle beraber hepsini Belediye bahçesine attilar. 18 Subat 1920'de Biga'ya gelen iki Ingiliz subayina cesetleri gösteren Sah Ismail Ingilizlerle beraber Ingiliz gemisine gitti ve 5.000 Ingiliz altini ile geri döndü.
Asiler Yenice'deki cephanelige saldirdilar, 800 asi 21 Subat'ta Yenice Köyü'ne girdi. Buradaki ulusal kuvvetler çekilmek zorunda kaldi. Komutan Riza Bey çekilmeden önce cephaneligi havaya uçurdu. 14. Kolordu Komutanligi Çanakkale'deki jandarma taburunu görevlendirmek istedi, fakat Istanbul Hükümeti bu birligin yerinden ayrilmasina izin vermedi. Istanbul bu ayaklanmayi, her firsati kullanarak destekliyordu. Istanbul'dan kendisine bagli subay ve para yollayip, Ingilizlerin yardimi ile ayaklanma genisletilmeye çalisildi.
Bu tehlikeli durum üzerine ulusal kuvvetlerden çesitli birlikler, noksan kadro ve silahlariyla görevlendirildiler. Yarbay Rahmi Bey Karacabey'e geldi. Yarbay Süleyman Sabri bir beyanname yayinlayarak, Yunan isgalini ve Anzavur'un ihanetini belirterek hainlerin cezalandirilacagini bildirdi. Ulusal kuvvetlerin yiginagi tamamlaninca 2 Mart'da Gönen'de toplandilar. 72 subay, 1252 er, 3 top, 16 mtf., 538 hayvandan olusan bu kuvvet Anzavur'la çarpismaya basladi. Takip Kuvvetleri Komutanligi 3-4 Mart gecesi asilerle çarpismasini yogunlastirdi. Biga köylüleri askerle çarpismak istemeyip Anzavur'u terk ettiler. 5 Mart'ta bir Ingiliz savas gemisi Bandirma'ya geldi ve ulusal kuvvetleri korkutma gayretinde bulundu. Anzavur'un Ingilizler ile isbirligi içinde oldugu açikça görülüyordu. Çarpismalar 8-12 Mart arasinda daha da yogunlasti. Ulusal kuvvetlerin bazi birliklerinin egitimsiz ve disiplinsiz olmalari yüzünden bunlardan yararlanilamadi. Bigalilar da ulusal kuvvetlere ates açinca bastirma harekati zorlanmaya basladi. Ulusal kuvvetler uzun çarpismalardan sonra Gönen'e çekildi. Nisan basinda Sait Pasa baskanliginda bir Nasihat Heyeti Istanbul'dan Biga'ya gönderildi. 14. Kolordu Komutani, Istanbul'a çektigi telgrafta, bu heyette bulunan Albay Mirza ile Em. Bnb. Hüseyin'in ayaklanmanin kiskirticilari olduklarini bildirdi. Bunun üzerine 3 Nisan'da Sehzade Cemalettin baskanliginda yeni bir nasihat heyeti gönderildi. Ayaklanmayi hazirlayan ve kiskirtan Istanbul Hükümeti'nin gönderdigi Nasihat Heyeti'nden olumlu bir sonuç beklenemezdi.
Gittikçe kuvvetlenen Anzavur 4 Nisan'da Gönen'e saldiriya geçti ve kolaylikla Gönen'i aldi. Ulusal kuvvetler yöre halkinin da direnmesi dolayisiyla yenildiler. Yarbay Rahmi Bey ve emrindekiler kahramanca dögüstüler ve sehit oldular. Gönen'i yagmalayan Anzavur, Balikesir'e dogru ilerlemeye basladi. Fakat yagmacilikla tatmin olan bir çok adami kendisini terk ettigi için kuvvetleri azaldi. Balikesir'de bulunan 61. Tümen Komutani Albay Kazim Bey, Balikesir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin de yardimiyla 350 gönüllü topladi. Söke, Akhisar cephelerinden gelen gönüllülerle 600 atli olustu. Bütün kuvvetler Çerkez Ethem komutasinda 2000'e ulasti. M. Kemal Pasa bir bildiri yayinlayarak, ülkeyi isgal eden düsmanlarin "Ulusal birligi bozmak için, kiskirticilik ve bölücülük yaptigini, Ferit Pasa Hükümeti ve Anzavur araaraciligi ile Biga-Gönen dolaylarinda ayaklanma çikarttiklarini, hainlerin cezalandirilmasi için komutanlara, hapis, idam gibi her çesit cezayi uygulama yetkisi verildigini" bildirdi.
Anzavur ayaklanmasini bastirmakla görevli kuvvetler Çerkez Ethem komutasinda 15 Nisan'da Balikesir'den hareket ettiler. Anzavur kuvvetlerini Yahyaköy'de 16 Nisan'da agir bir yenilgiye ugrattilar. Anzavur yeni bir çarpismayi göze almadigi için Istanbul'a kaçti. Kuvvetleri dagildi.
Birinci Düzce Ayaklanmasi (13-Nisan-31 Mayis 1920)
Birinci Dünya Savasi içinde eskiya olaylarinin yogunlastigi yerlerden birisi de Düzce yöresiydi. Burada devlet otoritesi gücünü kaybetmisti. Bazi Çerkez ileri gelenleri daha Kasim 1919'da Kuva-yi Milliye'ye karsi koymaya baslamisti. Düzce yargici ve jandarma komutani haydutlar tarafindan öldürulmüs, silah deposu yagmalanmisti. Bunun üzerine burada sikiyönetim ilan edildi ve Binbasi Mahmut Nedim Bey komutasinda kurulan "Asayis Müfrezesi" Kasim ayi sonunda Düzce'ye gelerek 79 kisiyi tutukladi. 1 Aralik 1919'dan, 31 Ocak 1920'ye kadar Izmit, Düzce, Bolu, Hendek, Zonguldak, Eregli dolaylarinda 335 kisi tutuklandi. Fakat Mahmut Nedim Bey hem Ankara, hem de istanbul yanlisi görünüyor ve kararsiz davraniyordu. Ankara'nin kendisine güvenmesi ve onun bu kararsiz durumu, yörede Istanbul Fetvasi ve Padisah Fermani'nin çok etkili olmasini, hainlerin, Mustafa Kemal'in ikinci Padisah olmak istedigi ve Padisah iradesi olmadan asker topladigi propogandalariyla yikici olaylari hazirladi. Anzavur ayaklanmasinin bastirilmasi için ugrasildigi bir sirada Düzce'de yeni bir ayaklanma patlak vermek üzereydi.
Bu kiskirtmalarin sonunda 13 Nisan1920'de Düzce'nin Ömerefendi Köyü'nde toplanan Abaza ve Çerkezler silahli olarak "Asayis Müfrezesi" direnmeden asilere teslim oldu. Küçük rütbeli subaylar direndilerse de sayilari 4.000'e ulasan asiler Düzce'yi aldilar. Asi elebasilarindan Berzek Sefer Bey Düzce Kaymakami Maan Ali Bey (Emekli Binbasi) Jandarma Komutani,Koç Bey de Belediye Baskani oldular. Bolu Mutasarrifi kendilerini yatistirmak istediyse de, verdikleri yanitta istanbul'un verecegi karara göre hareket edeceklerini bildirdiler. 14 Nisan'da Beypazari halki da "Padisah nerede ise biz oradayiz" diyerek ve cephaneligi ele geçirip resmi makamlari baski altina alip, postaya el koyarak tavrini belirtirken, isyancilar 18 Nisan'da Bolu'yu da isgal ettiler. Isyancilar Padisah'a bagli olduklarini ve Kuva-yi Milliye'ye karsi olduklarini bildirdiler. Bu durum karsisinda Ankara'dan bir birlik gönderildi. Beypazarlilar bu birlige karsi koydular. Beypazari Müftü ve Belediye Baskani Ankara'ya telgraf çekerek, asilerin kaçtigini ve ayaklanmaya katilanlarin aflarini istediler. B.M.M. bu istegi dikkate alarak ikinci birligin hareketini durdurdu. Asiler verdikleri söze bagli kalmayip, ilk gelen birlige saldirdilar. Bunun üzerine Gevye'de 24. Tümen Komutani Yarbay Mahmut Bey 18 Nisan'da basladigi ileri harekatina devam ederek Hendek'e geldi. Fakat halk kendisine tepki gösterdi, köylere giden birçok Hendekli askerler aleyhine çok çirkin propogandalar da bulundular. 22 Nisan'da Hendek'de durum bu noktaya gelmisti. Düzce'ye dogru yola çikan Mahmut Bey Nüften (Nuhveren) Bogazi'nda pusuya düsürüldü. Kendisi de Çerkez olan ve kan dökülmesini istemedigi ve asi Çerkezlerin sözüne inanadigi için atesi durdurdu. Fakat bu davransi basta kendisi olmak üzere bazi subaylarin öldürülmesine ve tümenin dagilmasina, asilerin üstün gelmesine yol açti. Safranbolu'da "Biz Padisah'i isteriz" diyen asiler duruma egemen oldular. Hendek'deki asiler Adapazari'na yürümeye hazirlanirken, nasihat için gönderilen Adapazari ileri gelenlerinden Sait ve Kazim Beyler asiler tarafindan öldürüldüler. Bu gelismeler üzerine, asileri desteklemek isteyen Ingilizler, Sile'ye asker çikardilar.
Ayaklanma her geçen gün yayildi ve Ankara'yi endiseye düsürmeye basladi. Olay yalnizca asilerin sayilari ile sinirli kalmamis halk da Ulusal Mücadele'ye karsi çlkmaya baslamisti. Ankara bir yandan askeri önlemler almaya baslarken, diger yandan nasihat için Nilletvekili Hüsrev ve Osman Beyleri gönderdi. Fakat asiler tarafindan rehin alindilar. Naisihat Heyeti olumlu sonuç alamayinca, Çerkez Ethem, Binbasi Nazim, Kaymakam Arif, Binbasi Ibrahim (Çolak Ibrahim) komutasindaki birlikler ile Ali Fuat Pasa ve Refet Bey emrindeki birlikler ayaklanma yöresine gönderildiler. 25 Nisan'da Beypazayi alindi 2 Mayis'da da Göynük alindi. Fakat bu sirada 14 Mayis'da Yenihan'da da ayaklanma çikti. Ayaklanmalari firsat bilen Anzavur, Eskisehir-Istanbul yolunu ele geçirmek için Geyve Bogazi'ndaki ulusal kuvvetlere saldirdi. Isyanin bu badar güçlenmesi üzerine Damat Ferit Pasa 20 Mayis 1920'de Izmit'e geldi. Fakat bu tarihten itibaren isyan ezilmeye basladi. Anzavur'un attan düserek yaralanmis oldugu haberi Damat Ferit'i sarsti. Damat Ferit Ingilizler'e basvurarak, 10.000 kisinin silahlandirilmasina izin verilmesini ve bii sayede üç haftada "Milliyetçiler"i yenecegini söyledi.
Kuva-yi Inzibatiye
Düzce ayaklanmasinin basladigi ve gelistigi bir sirada, Istanbul Hükümeti yeni bir ihanet hazirligi içindeydi. Istanhul Sikiyönetim Mahkemesi karariyla M. Kemal Pasa basta olmak üzere bütün ileri gelen milliyetçilerin giyaben idama mahkum edilmeleri, Damat Ferit için yeterli degildi. Milliyetçilerin Anadolu'daki üstünlügünü yikmak için yeni bir askeri kuvvet kurulmasini uygun gördü. 8 Nisan'da Ingifiz Yüksek Komiseri Amiral de Robeck'le, Anadolu'da, sözde Milliyetçi denilen hareketin bastirilmasi sorununu görüsürken, Ingilizler'den yardim istedi. Amiral, Ingilizler'in fiili yardim yapamayacaklarini, fakat kurulacak bir kuvvete yardim edecegini bildirdi. Bunun sonunda 18 Nisan'da, "Kuva-yi Milliye eskiyasini tenkil amaciyla" Harbiye ve Dahiliye Vekaletleri'ne bagli olarak "Kuva-yi Inzibatiye" kuruldu. Subay ve erlere maas verilerek kurulan bu kuvvet için 1.250.850 lira ödenek kabul edildi. Komutanligina Süleyman Sefik Pasa atandi. Görevleri için ayri bir kararname çikartildi. Kuva-yi Inzibatiye'ye Ittihat ve Terakki'nin iktidari zamaninda Enver Pasa tarafindan tasfiye edilmis subaylar alindi. Sefik Pasa'ya çok genis yetkiler tanindi. Ingilizler'in de yardimiyla kurulan Kuva-yi Inzibatiye, 8 Mayis'da Izmit'e geldi. Süleyman Sefik Pasa, karargahini Izmit'te demirli olan Yavuz zirhlisinda kurdu. Kuva-yi Inzibatiye, Izmit'te bulunan güçlü bir Ingiliz tugayi ve savas gemilerinin sagladigi güvence ile Sapanca'ya dogru ilerlemeye basladi.
Kuva-yi Inzibatiye'nin kurulusu yani sira, Istanbul Hükümeti, "Anadolu Fevkalade Müfettisligi" adinda bir örgüt kurdu ve basina 28 Nisan'da Müsir Zeki Pasa getirildi. Müfettisligin görevi, Anadolu da Padisah otoritesini egemen kilmak ve Padisah adina asayisi saglamak idi. Zeki Pasa, M. Kemal Pasa'ya bir temsilci ile mektup göndererek, kendisini Birinci Dünya Savasi'ndaki basarilarindan dolayi takdir ettigini beiirttikten sonra, Anadolu'daki ulusal hareketin Müslümanlarin birbirini öldürmesine yol açtigini, memleketi kurtarmak isteyen Hükümeti ve Padisah'i güç duruma soktugunu ileri sürüp, B.M.M. tarafindan kurulan Hükümetin lâgvedilmesini, ordunun ve ulusal örgütlerin Istanbul Hükümeti'ne boyun egmesini ve anlasma saglanana kadar çatismanin durdulmasini istedi. Bu mektubun yaniti 30 Mayis'ta yollandi ve 5 Haziran'da Çekirge'de, görüsmeye hazir olundugu bildirildi. Fakat Istanbul Hükümeti temsilcileri Çekirge'ye gelmediler.
Yiginagini tamamlayan Kuva-yi Milliye 23 Mayis'ta Sapanca, Adapazari, ve Hendek'e taarruza basladi. Çerkez Ethem birlikleri Sapanca ve Adapazari'ni aldilar ve suçlular sert sekilde cezalandirildilar. 25-26 Mayis'ta Hendek'i alan Ethem, Düzce'ye dogru yürüdü, diger yandan Refet Bey'de ayni yere taarruza geçti. Kuva-yi Inzibatiye'nin yenilgisi de asilerin umudunu kirdi. Rehin milletvekillerini yollayarak Refet Bey kuvvetlerinin Düzce'ye girmesi, Ethem'in girmemesi kosuluyla teslim olacaklarini bildirdiler. Genelkurmay, asilerin, Ingilizler'den ve Istanbul'dan yardim gelecegini umarak bu yola basvurduklarini "sehit edilen komutan ve erlerin hesaplarinin sorulmasini, ancak halka kötü davranilmamasini, subay ve memurlardan ihanet edenlerin asla af edilmeyecegini" bildirdi. Asilerin Ali Fuat Pasa'ya basvurulari da dikkate alinmadi ve Ethem kuvvetleri 26 Mayis'ta, hiç direnme görmeden Düzce'ye girdi. Ayaklanmayl kiskirtmis ve idare etmis olanlar idam edildiler. Refet Bey kuvvetleri de 31 Mayis'ta Bolu ve Gerede'ye girdiler.
Kuva-yi Inzibatiye ise henüz yok edilmemisti. Kuva-yi Inzibatiye'nin Izmit bölgesi komutani Suphi Pasa ile Ali Fiiat Pasa arasindaki haberlesmeyle, silah, cephane vc teçhizati ile Kuva-yi Millîye'ye yapilan saldiri sonunda, birliklerin çogu dilrenme göstermeden Kuva-yi Milliye tarafina geçtiler.Fakat topçulari ates açtilar. Kuva-yi Milliye, topçu ve onlara yardim eden Ingilizleri Izmit'e çekilmek zorunda biraktilar. Istanbul Hükümeti ve Ingilizler, M. Kemal Pasa kuvvetlerinin Istanbul'u isgal edecegini zannettiler. Ingilizler Ali Fuat Pasa'ya basvurarak, Türkiye'nin içislerine karismayacaklarini ve Kuva-yi Inzibatiye'nin diger birliklerinin Istanbul'a gönderildigini bildirdiier. Kuva-yi Milliye Izmit'in bosaltilmasini isteyince anlasma olmadi. Ingiliz uçaklari Kuva-yi Milliye'ye saldirdi. 14-15 Haziran gecesi Kuva-yi Milliye Izmit'i ele geçirmek için saldirdi, fakat Ermeni çetelerinin savunmalari dolayisiyle basari saglayamadi, Ingilizlerin kara, deniz ve hava kuvvetlerinin atesi karsisinda da geri çekildi. Istanbul Hükümeti ise yeniden 5.000 kisilik bir kuvvet kurulmasi için Ingilizlerden izin istedi. Ingiliz Askeri Temsilcisi'nden "Mustafa Kemal'i tedip" için Bursa, Balikesir, Çanakkale illerinden iki tümen kurulmasina yardimci olmasi istendi.
Ikinci Düzce Ayaklanmasi (8 Agustos-3 Eylül 1920)
Birinci Düzce ayaklanmasini bastiran kuvvetlerin bir kismi Yozgat ayaklanmasini bastirmak için, düzenli ordu birlikleri de 22 Haziran'da baslayan Yunan saldirisini durdurmak için cepheye gitmek üzere Düzce'den ayrildilar. Ingiliz ve Yunanlilarin Adapazari yöresinde birlikte hareketleri, Istanbul Hükümeti'nin yeni kiskirtmalari ve ulusal kuvvetlerin uzaklasmis olmasi üzerine 300 kisilik asi Düzce'yi isgal ettiler. Bunlar Kuva-yi Milliye'nin Çerkez ve Abazalari yok edeceklerini kadin ve kizlari "Cariye" yapacaklari propogandasi ile ayaklandilar ve çevre halki yeniden kiskirttilar. 27 Agustos'ta ulusal kuvvetler tarafindan yenildiler ve 23 Eylül'de de ayaklanma tamamen sona erdi. Fakat buradaki bazi hainlerin Yunan ve Ingilizlerle isbirligi uzun süre sürdü.
Yenihan'da Postaci Nazim Ayaklanmasi
Bu arada, Yenihan da Postaci Nazim ve Çerkez Kara Mustafa'nin ayaklanmasi, Halife ve Padisah adina genislemis ve yayilmisti. 14 Mayis'ta 700 kisilik bir asi grubu halki isyana kiskirttilar. Yakinlarda bulunan Sivas ve Tokat'ta yeterli askeri kuvvet yoktu. Bu sebeple ayaklanma Sivasi tehdit edecek duruma geldi. Asilei Zile'ye de saldirdilar. Zile Kalesi'ne çekilmis olan askeri birlikler, halkin asileri desteklemesi sebebiyle teslim oldular. Ayaklanmayi Besinci Tümen bastirmakla görevlendirildi. M. Kemal Pasa, gönderdigi emirde, suçsuz olanlarin kasabayi terketmelerini ve ulusal kuvvetlere siginmalarina izin verilmesini, bu çagriya uyulmazsa kasabanin topa tutulmasini bildirdi. Komutan kasabada 2.400 kisinin bulundugunu, evlerin ahsap olmasi sebebiyle bu emri bir süre uygulamadi. Fakat verilen sürede asiler teslim olmayinca kasabayi topa tuttu ve 12 Haziran'da Zile asilerden temizlendi.
Yozgat'ta Çapanogullari'nin Ayaklanmalari (15 Mayis-21 Agustos 1920)
Ayaklanmalar B.M.M.'nin otoritesine karsi büyük bir yangin gibi yayiliyordu. Düzce-Bolu'da çikan ayaklanmalar sürerken Yozgat yöresinde de ayaklanmalar basladi. Burada yasayan Çerkezler Osmanli Hanedani'na bagliliklarinin etkisi sebebiyle, daha basindan beri Ulusal Mücadele'ye karsi hosnutsuz idiler. Fakat yine de ayaklanmanin patlak vermesinde en önemli etken Osmanli Hanedani'na bagli Çapanogullari'nin kiskirticiligi oldu. Yozgat Mutasarrifi Necip Bey, Heyet-i Temsiliye'nin emirlerini dinlemiyordu. Mutasarrif, Allah'dan, Padisah'dan ve onlarin kanunlarindan baska birsey tanimayacagini bildirmisti. Ankara'da Meclis'in toplanmasini da Padisah'in arzusuna ve kanunlara aykiri oldugunu ileri sürerek Ankara'ya telgraf göndermislerdi. Mayis ayi ortasindan itibaren Çapanogullari tarafindan ayaklanma hazirliklari yapildigi duyuldu ve Kuva-yi Milliye burada önlem almaya gerek gördü. Antep'te bulunan KiIiç Ali Bey 80 kisilik bir birlikle Yozgat'a getirildi ve Çapanogullari gözetim altinda tutulmaya çalisildl. Ancak Vali Yahya Galip Bey bu önlemleri yerinde bulmadigi gibi Çapanogullari'nin evlerine konan nöbetçileri de kaldirdi. Fakat Ankara tutuklanmalarini isteyince, Mutasarrif kaçmalarina firsat verdi. Çapanogullari'ndan Celal, Edip, Salih, Halit Beyler yörenin azili eskiyasindan Aynaciogullari ve Deli Ömer'i yanlarina alarak ayaklandilar. 14 Haziran'da Yozgat'i isgal ettiler. 23-24 Haziran'da Bogazliyan da asilerin eline geçti. Ayaklanmanin bu kadar kuvvetlenmesi üzerine, mezhep kiskirticiligi propogandalari yayginlasti. Tehlike gittikçe büyüyünce, Çerkes'de bulunan Refet Bey hemen Çankiri'ya yollandi. Cerkez Ethem, M. Kemal, Fevzi Pasa'lar ve Ismet Bey ile görüstü. Ankara'nin elinde yeterli kuvvet olmadigini gören Ethem, Pasalara karsi tehdit dolu bir sekilde konusup, sert biçimde elestirdi. Fakat ayaklanmayi bastirma önerisini kabul etti. O yokken Bati Cephesi sorumlulugunu Fevzi Pasa yüklendi.
Ayaklanmayi bastirmak üzere Genelkurmay Baskanligi'nca 19 Haziran'da görevlendirilen Ethem, 23 Haziran'da Yozgat'a geldi. Ulusal kuvvetlere karsi silah kullanan Ermenileri de cezalandirdi. 25 ve 27 Haziran'da asiierle yapilan çatismada, asiler büyük kayip verdiler ve dagildilar. Suçlular sert sekilde cezalandirildilar. Alevi dedesi Galip Dede, asi oldugu halde cezalandirilmadigi için, asilerin bundan sonra Alevileri aldatmalari mümkün olmadi. Galip Dede, bütün gereksinimini sagladigi 400 kisilik bir kuvveti Kuva-yi Milliye'nin emrine verdi.
22 Haziran'da Yunan saldirisinin baslamasi üzerine Ethem Bey çagirildi. Ayaklanmanin elebasilarinin yakalanmadan Ethem kuvvetlerinin geri çagirilmasi, af edilmis olan bir çok asinin firsat bulmasina yol açti. 500 kisi 5-6 Eylül gecesi Kuva-yi Milliye emrinde çalismayacagini söyleyerek birliklerini terk ettiler. Bunun üzerine asiler de çevrede ayaklandilar. Asiler Amasya ile Tokat arasinda yagmaya basladilar. Kirsehir'in bazi köylerinde de jandarmaya karsi direnme görüldü. Bunun üzerine Eskisehir'de bulunan "Ikinci Kuva-yi Seyyare" (Ethem Kuvvetleri) ayaklanmayi bastirmakla görevlendirildi. Asilerle yapilan savaslar kazanildiysa da kökleri kazinamadi. Küçük gruplar halinde soyguna devam ettiler. 19 Ekim'de Akdagmadeni'ni bastilar. Fakat zamanla güçleri azaldi ve 30 Aralik 1920'den sonra dagildilar.
Konya'da Delibas Ayaklanmasi (2 Ekim-l5 Kasim 1920)
Konya Valisi Cemal Bey'in zamaninda hazirlanan kötü ortam, Bozkir ayaklanmasinin bastirilmasina ragmen yok edilememisti. Anadolu'nun yüzyillardir dini ve geleneksel baglariyla Padisah'a bagli yasamis olan halki, M. Kemal Pasa'nin yeni bir savas getiren "Ulusal irade" sine baglanmadi. Büyük devletlerin kuvveti karsisinda durulamayacagi, bu sebeple direnmenin yarardan çok zarar getirecegi görüsü üstündü. Yunan ordusunun Anadolu'yu da Millicilerin direnisi sebebiyle isgale basladigi, israr edilirse bir gün Konya'nin da isgal edilecegi ileri sürülüyordu. Propogandalar ve diger yerlerdeki ayaklanmalarin da etkisiyle MayiS 1920 de Konya'nin Pinar Köyü'nde ayaklanma hazirliklari yapildigi duyuldu. Konya'da birçok kisi tutuklandiysa da M. Kemal Pasa tarafindan af edilmislerdi Bu olaydan sonra aleyhte propogandalar daha da artti. Milliyetçilerin ceplerini doldurmaktan baska amaci olmadigi, Padisah'in Ingilizlerle anlastigi, zaten galiplerin kuvveti karsisinda durmanin olanaksiz oldugunu yayiyorlardi. Diger yandan askerligin kaldirildigi ve vergi toplanamayacagini da belirtiyorlardi. Bu propagandalar Konya yöresini her geçen gün, için için patlamaya hazir bir duruma getiriyordu. Bu arada Konya'dan bir heyet Bati Cephesi'ni gezdiler ve dönüste, "Kuva-yi Milliye'nin köyleri soydugu"nu ileri sürdüler. Konya'nm askeri ve mülki yönetiminin dikkatsizligi sonunda, Bozkir ayaklanmasinda yakalanamamis olan Delibas Mehmet, çevresine topladigi 500 asker kaçagi ile 2-3 Ekim 1920'de Çumra'yi bastilar. Vali Haydar Bey hemen önlem alma yoluna gitti ve askeri yardim istedi. Fakat yetersiz askeri kuvvetin fedakarca direnmesi sonuç vermedi ve asiler Konya Vilayet Konagi'ni, Postane, Jandarma Okulu ve Askeri Lise'yi isgal ettiler. Vali ve yeni yöneticiler atadilar. Asiler Aksehir ve Beysehir'de de duruma hakim oldular. Bütün Konya ve Isparta yöresi asilere katildi. olayin önemini gören Ankara, Konya'ya askerî birlikler yolladi. Delibas anlasma yolunu aradiysa da, kabul edilmedi ve 6 Ekim'de ulusal kuvvetler Konya'ya girdiler. Asiler, Halife adina savastiklarini söylüyorlardi. Fakat ulusal kuvvetlerin karsisinda pespese yenildiler, 16 Ekim'de Bozkir asilerden temizlendi.Delibas Mersin üzerinden Istanbul'a kaçti. Ankara'yi bir kez daha büyük tehlikeye düsüren bu ayaklanma 15 Kasim'da tamamen temizlendi. Suçlular mahkemelerde cezalandirildilar. Daha sonra buraya gelen Konya Istiklal Mahkemesi asil suçlulari cezalandirdi. Istiklal Mahkemesi ayaklanma ile ilgili hazirladigi raporda, bir iki kaza disinda bütün Konya ve yöresinin ayaklanmis oldugunu kabul ediyordu. Bunlarin kanunen idami gerektigini, fakat bu kadar agir bir cezanin elebasilarina uygulanmasi gerektigini belirtiyordu. Istiklal Mahkemesi, suçlari agir olanlarin baskalarina ibret olmasi ve suçun tekrarina engel ve suçlunun hak ettigi cezanin verilmesi görüsüyle, olayla ilgili olanlari üç gruba ayirdi:
1- Zorla ayaklanmaya katilanlar
2- Cahil, kandirilmis ve fikir yönünden etkisi olmayanlara "ilimli" cezalar
3- Kisisel ve mali yönden halka etki eden ve bu yolla ayaklanmayi kiskirtanlarin "siddetli"
cezalandirilmalarina karar verdi. Delibas ise Istanbul'da yeni emirler alip Konya'ya döndüyse de, yanindakiler tarafindan öldürüldü.
Cemil Çeto Olayi
Mondros Ateskesi'nden sonra Dogu Anadolu'da Kürtçülük çalismalari gösterenler olmustu. Bir yandan Ingilizler bunu kiskirtmis, bir yandan da bazi asiret reisleri de bu yolda çalismislardi. Seriatin kaldirilmak istendigi ileri sürülerek kiskirticilik yapilirken, kürtçülük propogandalari da etkili oluyordu. Fakat yine de büyük bir çogunluk bunlara kapilmadi. 1920 Mayis ayinda Hidranli Asireti Reisi Hüseyin Pasa Garzan çevresinde "Kürt Teali Dernegi"nin bir beyannamesini dagitti. Bu beyannamede, Itilaf Devletleri'nin Kuva-yi Millîye'yi dagitacagi ve bir Kürdistan kurulacagi belirtiliyor, silahlanarak, hazirlikli bulunulmasi isteniyordu. Hüseyln Pasa'yi misafir eden Bahtiyar Asireti Reisi Cemil Çeto, baska asiretleri de kürtçülük için kiskirtarak Garzan yöresinde güçlenmeye basladi. Reskotan asiretini de kendi yanina çekmek istedi ve hatta kendisine katilmazlarsa zarar görecekleri biçiminde tehdit etti. Fakat Reskotan Reisi bu tehdide aldirmadi ve Hükümete sadik kaldi. Cemil Çeto harekete geçtiyse de,askeri birliklerin önlemleri karsisinda dagildilar ve Cemil Çeto 4 oglu ile 7 Haziran 1920'de teslim oldu.
Milli Asireti Ayaklanmasi
Bir baska kürtçülük olayi da Milli Asireti'nin ayaklanmasi oldu. Osmanli Devleti Kürtlere karsi daima hosgörülü davranmis ve devletin önemli mevkilerine bile getirmisti. Gerek Mesrutiyet döneminde gerekse B.M.M.'nin açilmasindan sonra Meclis'e seçilmek haklari vardi. B.M.M.'ne katilan Yusuf Ziya Bey, Cibranli Halit Bey'le dostluk kurdu. Halit Bey, Haziran 1920'de Kürt asiretlerini, "birlik halinde bulunmadiklari için alti yüz yildir Türk egemenliginde yasadiklarini simdi kurtulus gününün geldigini ve silahlanarak harekete geçmeleri için kiskirtiyordu. Ankara'da kurulan Hükümet'in Padisah'i tanimadigi ve bu Hükümet'in Yunanlilar tarafindan ortadan kaldirilacagini yayiyordu. Bu yolda yapilan kiskirtmalar bazi asiretleri etkiledi. Yüzyillardir bir arada yasayan, birbiriyle kültür ve kan bagi ile bagli olan ayni soydan gelen bu
yörenin halki arasina da Ingiliz etkisiyle kiskirticilik tohumlari saçiliyordu. Bu propogandalardan etkilenen Milli Asireti, güneydeki Itilaf Devletleri ile iliski kurdular ve Fransizlar'in Urfa'ya ikinci kez saldirdiklari sirada, firsattan yararlanarak, ayaklanip Siverek'e dogru yürüdüler. Fakat burada bulunan Besinci Tümen 19 Haziran'da üzerlerine gidince, asiler Suriye'ye kaçtilar. Suriye'de yeterli derecede hazirlanan asiler 24 Agustos'ta 3.000 atli ve deveti, 1.000 yaya kuvvetle Viransehir'e girdiler. B.M.M.'ne karsi harekete geçtiklerini ilan ettiler. Dersim ve Elazig yöresindeki bütün asiretlerin basi olduklarini iddiaya basladilar. Fakat bu yöredeki asiretler bu iddialari yalanladilar. "Din ve kan kardesi" kabul edilen Türk ve Kürtlerin alin yazilarinin ayni oldugunu, Ingiliz ve Fransiz parasi ile sokulmak istenen düsmanligin yikilmasi için çalisacaklarini açikladilar. Bu durumda Besinci Tümen, Hükümete bagli asiretlerin de yardimiyla asileri ikinci kez yendi ve "Milli Asireti" tekrar çöle kaçti.
Koçkiri Ayaklanmasi
Hafik (Koçhisar) , Zara, Imranli, Susehri, Refahiye, Kemah, Divrigi, Kangal, Ovacik, Kuruçay çevresinde 135 köye ve iki bin kilometre karelik bir alanda 40.000 nüfusu olan Koçkiri asiretinin ayaklanmasi Ulusal Mücadele için önemli bir tehlike oldu. Bölgede Türkçe ve Kürtçe konusanlar bir arada yasamaktaydilar. Asiret 16 köyde bütün nüfusa sahipti, fakat bazi yerlerde Türklerle iç içe yasiyorlardi. Yasadlklari köylerin bir özelligi de, bu köylerin çogunun isimlerinin "Erkek, Salur" gibi Oguz Türklerine ait olusu ve bu isimlerin yüzyillardan beri yasadigi idi. Kendi içinde ve disa kapali yasayan ve hükümete bagli olan Asiret Baskani ö1ü Mustafa Pasa'nin oglu Haydar Bey'in ayaklanma girisimleriyle huzursuzluk basladi. Haydar Bey, Mondros Ateskekesi sirasinda "Kürt Teali ve Teavün Dernegi" (Kürt Yüksetme ve Yardimlasma Dernegi)ne girmis ve bu dernegin subesini kendi yöresinde açmisti. Paris Baris Konferansi'na, hagimsiz Ermenistan ve Kürdistan tezleriyle basvuran Ermeni Bogos Pasa ile Kürt Serif Pasa anlastilar. Haydar Bey, Seyit Abdülkadir Bey'le haberlesiyordu. Haydar Bey Divrigi Kaymakamligi'na atandiysa da, oraya gitmedi. Ailesiyle Tunceli'de (Dersim) yerlesti. Haydar Bey, bölgedeki eskiya Alisir'i yakalamakla görevlendirildiyse de, olayi anlasma ile çözdü. Ankara ise bir yandan düsman, bir yandan da iç ayaklanmalarla ugrasiyordu. Bu sebeple buraya yollayabilecegi kuvveti olmadigi için bu sonucu olumlu karsiladi. Asker kaçaklarini ve eskiyayi yakalamak için 14 Subat 1921'de Imranli'ya gelen 6. Süvari Alayi'na karsi yogun bir propoganda basladi. Asker kaçaklarini yakalamaya baslayan bir bölüge asiler saldirdilar, bölük Zara'ya kaçti. Bundan cesaret alan asi lideri Zalim Çavus, Imranli'da bulunan Alay Komutanligi'na, kasabayi terk etmelerini bildirdi. Kasabada Bucak Müdürü olan Haydar Bey ise bütün hareketin planlayicisi oldugu icin, olaylarin gelismesini seyrediyordu. Alay, tehdide boyun egmeyince asiler kasabaya saldirdilar. Alay agir kayip verdi, cephanesi de tükenince asilere teslim oldu ve asiler Imranli'ya girdiler. Haydar Bey esir edilen subay ve memurlari misafir etmek bahanesiyle fakat gerçekte rehin almak için evine götürdü. Diger yandan asiretlere mektup yazip her kabileden 50 atli istedi. Fakat bir mektubu Hükümet'in eline geçince durum anlasildi. Haydar Bey'in adami Alisan 500 silahli ile yardima geldi.
Sivas Valisi bölge seyhlerine ve asiret baskanlarina çagri yaparak, olayin yatistirilmasina yardimci olmalarini istedi. Fakat asiret bakanlari ve seyhleri, ordunun bir süredir sayim yaptigini, hükümetin Ermenilere yaptigi gibi, Kürtleri de yok etmek niyetinde oldugu endisesiyle Koçkiri Asireti'nin ayaklanmis oldugu yanitini verdiler. Yalan propogandalarin ne kadar etkili oldugu görülüyordu. Bunun üzerine asilere nasihat etmek ve bu asilsiz iddialara inanmamalarini saglamak için taninmis kisiler gönderildi. Fakat asiler zaman kazanmak için oyalama yapiyorlardi. Bunun üzerine yörede 10 Mart 1921'de sikiyönetim ilan edildi.
Merkez Ordusu Komutani Nurettin Pasa "Sefer yetkisi ile" ayaklanmayi bastirmakla görevlendirildi. Yayinlanan bildiri ile tenkil harekatinin asilere karsi olup, halkin can, mal, irz ve namus güvenliginin Hükümet'in teminati altinda oldugunu bildirdi. Asilere 48 saatlik teslim olma süresi tanindi. Teslim olmayanlarin ve Hükümet kuvvetlerine silahla karsi koyanlarin, mallarina el konacagi, evlerinin yakilip ve yikilacagi ilan edildi. Komutanlik halka zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri de aldi. Asi lideri Alisan, hükümete yardim eden köylüleri öldürterek korku yaratmaya ve kürtçülük hareketini güçlendirmek için Türklere karsi kiyima giristi. Ayaklanma 8 Nisan'a kadar daha da yayginlasti. Koçkiri, Dersim Asiretleri Hükümet'e bir nota göndererek, bölgeye, bir Kürt vali atanmasini, aksi halde ayaklanmanin Dersim'den baska, Erzincan, Van, Diyarbakir ve Erzurum'a yayilacagi tehdidinde bulundular.
Bu durum karsisinda Merkez Ordusu 11 Nisan 1921'de tenkil harekatina basladi. Halkin da katildigi bu harekat ile asilerin Firat'in dogusuna çekilmelerine firsat verilmedi. Asi köyleri ele geçirildi. 13 Nisan'da Çaksur'da asiler agir kayip verdiler. Giresun Alayi da tenkit harekatma katilinca asiler her yerde agir yenilgiye ugradilar. 22 Nisan'da asiler hemen her yerde temizlenmislerdi. 23-27 Nisan arasinda hemen bütün asiler yakalandilar. Kaçan asi sefleri halk kuvvetleri tarafindan sikistirildi. Balaban Asireti de kendilerine yardimi reddetti. Asiler, askeri birliklere teslim olmaya basladilar.
Asilere karsi en büyük çatisma 28 Nisan'da Çirageldi'de yapildi. 28. Süvari Alayi ve Giresun Alayi birlikte saldiriya geçtiler. 1 Mayis'a kadar süren çarpismalarda asiler ve hükümet kuvvetleri agir kayiplar verdiler. Fakat sonunda asiler agir bir yenilgiye ugradilar ve Haydar Bey ile ileri gelen 56 kisi aman diledi. Dersim asilerinden 400 kisilik bir kuvvet 21 Mayis'ta yeniden saldiriya, yagma ve öldürme olaylarina basladi. 17 Haziran'a kadar süren çatismalarda asiler yenildiler. Haydar Bey'in kardesi Alisan ve 32 asi sefi teslim oldular ve yargilanmak üzere Sivas'a gönderildiler.
Bu ayaklanma Ikinci Inönü Savasi'nin basladigi bir tarihte patlak vermisti. Yunan saldirisi ile Koçkiri Asireti'nin ayni tarihlere rastlamasi, bunun planlanmasinda düsmanlarin nasil programli çalistigini göstermektedir. Kürt bagimsizligini kiskirtanlarin amaci, Yunan saldirisi sirasinda, Yunan ordusuna üstünlük saglamak amaciyla Dersim yöresinde ayaklanma çikarip, Türk ordusunu sikistirmak idi. Gerçekten çok tehlikeli bir sirada ordunun önemli bir kismi bu ayaklanmanin üzerine gönderildi. Ayaklanmayi bastiran Nurettin Pasa, önlem olarak bu iki siretin dagilip, Türk köylerinin yanlarina yerlestirilmesini önerdi. Fakat Meclisteki bu yörenin milletvekilleri bunu kabul etmediler. Bu ayaklanma da kapanmis kabul edildi.
Pontus Sorunu
M.Ö. 281'de Samsun-Trabzon arasinda bir Pontus Kralligi kurulmus fakat Romalilar buna M.S. 63'de son vermislerdi. Bizans zamaninda ise Kommen Ailesi, 1203 yilinda bir Kirallik kurmuslardi. Selçuklular zamaninda ise Sinop ele geçirildi. Trabzon kusatildi ve Türklerle Pontus ilk kez mücadeleye baslamis oldular. Daha sonra Türklere, Mogollara vergi vererek varliklarini sürdürdüler. Uzun Hasanla anlasmis olan Pontus Kralligi'na, Fatih Sultan Mehmet 1461'de son verdi. Osmanli Imparatorlugu'nun çöküntüye baslamasi sonucu, bünyesindeki çesitli Hristiyan azinliklar gibi, bu bölgedeki Rumlar da "Pontus Devleti"ni yeniden kurma çalismalarina basladilar. Bunda dis etken oldukça büyüktü. Merzifon'daki Amerikan Koleji ögretim ve idare kurulunun çalismalariyla 1904'de "Pontus Dernegi" kuruldu. Çalismalarini arttirarak kisa zamanda Anadolu'da yaygin bir örgüt haline geldi. Ayrica "Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti" adiyla, terörcü ikinci bir dernek daha kuruldu. 1920 yilinda Pontus çetelerinin tehlikesi karsisinda Merkez Ordusu kurulduktan sonra, Koleje yapilan bir baskinda, Pontus haritalari ve buranin Yunanistan'a katilmasina ait çesitli kitapIar ele geçti. Durum, Kolejin Amerikali yöneticisi White'in yazmis bulundugu bir mektubun ele geçmesiyle açikça anlasildi. Mektupta Müslümanlik, Türklerin liderliginde, Hristiyanligin en büyük düsmani olarak gösteriliyor ve Türkiye'nin parçalanmasi amaçlaniyordu.
Pontusçular bastirdiklari haritalarda, merkezi Samsun olmak üzere, Batum'dan Inebolu'ya ve Kastamonu, Çankiri, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Gümüshane ve Erzincan'i içine alan topraklar üzerinde Pontus Devleti kurmak istiyorlardi. Yunan "Megalo Idea" sinin genisligi ve Türkiye için ifade ettigi tehlike açikça ortadaydi. Bir yandan Ege Bölgesi'ni, diger yandan Dogu Karadeniz'i de ele çeçirmeye çalisiyordu. Yunanlilarin sistemli çalismalari ile son elli yil içinde Samsun çevresine 30.000 Rum getirilmisti.
Birinci Dünya Savasi'nda burada yasayan Rumlar Yunanistan ve Rusya yararina casusluk yaptilar, Türk cephesi gerisinde düsmanliktan geri kalmadilar. Ruslar Trabzon'u isgal edince, Ruslari coskuyla karsiladilar ve Trabzon Metropoliti Hrisantos sehir yönetimini ele geçirdi. Bu firsattan yararlanan Rumlar serbestçe silahlanmaya basladilar. Rus ordusuna katilan Rumlardan bir gönüllü tümen kuruldu. Ancak 1917 Bolsevik Devrimi üzerine bu tümen de dagildi. Mevcudu 12.000'e varan bu tümen, biraz daha çalisarak iki üç kat artabilirdi. Nondros Ateskesi sirasinda bu tümenin dagilmis olmasi Istiklal Savasi baslangicinda büyük bir sansti.
Ruslarin çekilmesinden sonra Pontusçuluk yine gizli duruma geldi. Paris Baris Konferansi sirasinda Rumlar çok yogun bir propandaya giristiler. Samsun yöresinde Müslümanlarin Hristiyanlari katlettikleri iddialarini ileri sürdüler. Diger yandan yalan nüfus üstünlügü iddialarinda da bulunuyorlardi. Hatta buradaki Rumlarin, bu katliamdan kurtulmak için, Bolsevik tehlikesine ragmen Rusya'ya göç ettiklerini ileri sürüyorlardi. Troçki'ye de bir mektup yazarak, Pontus Cumhuriyeti'nin kurulmasi için yardim istediler.
Birinci Dünya Savasi sirasinda, seferberlige gelmeyen veya kitalarindan kaçan Rumlar daglarda çeteler kurmuslardi. Yalnizca Bafra yöresinde ll Rum köyunden 1.500 silahli Rum çetecisi çikmisti. Rumlar Türk köylerine saldirarak öldürme ve yagmaya basladilar. Mondros Ateskesi'nden sonra ise Yunanistan'dan getirilen silahlar ve destek sayesinde kuvvetlendiler. Ingilizler de kendilerini destekliyordu. Bundan yararlanarak Türk köylerine saldirilari çogaldi. Yalniz Samsun yöresinde 700'den çok Türk'ü öldürüp, yagma ve tecavüzde bulunmuslardi. Rumlar'in bu sekilde saldirilari karsisinda Türkler de kendilerini korumak için çeteler kurdular. Bunlarin en önemlisi, Topal Osman Aga çetesiydi. Bu daha sonra Istiklal Savasi'na büyük yararlari dokunacak bir kurulustu.
Bunlara karsi alinan önlemler yetersiz görüldügü için 24 Nisan 1920'den sonra Merkez Ordusu kuruldu. 10.000 kisilik ordu 1921'de tenkil (bastirma) harekatina basladi. Samsun'daki Metropolit ve papazlar, yikici çalismalari yüzünden Istiklal Mahkemesi'ne verildiler. Merkez Ordusu'nun mevcudu 1922'de 20.000'e çikti. Pontus tehlikesi ancak Subat 1923'te kesinlikle ortadan kaldirilabildi. 10.886 çeteci yakalandi ve 11.188 asi öldü. Geri kalan Rumlar Yunanistan'a göç ettiler. Bu bölgede çalisan Istiklal Mahkemesi Pontus olayina katilmak ve kiskirtmacilik suçundan üçü Müslüman 174 Rum'u idam etti.
*Ergün AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basimevi, Izmir, 1986, ss. 206-228
Vatanın bütünlüğü ve Milletin istiklali tehlikededir.
Madde 2
İstanbul Hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal adeta milletimizi yok olmuş olarak gösteriyor.
Madde 3
Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Madde 4
Milletin içinde bulunduğu durum ve şartlara göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle dünyaya duyurmak için her türlü tesir ve kontrolden milli bir heyetin varlığı zorunludur.
Madde 5
Anadolu’nun her bakından en emniyetli yeri olan Sivas’ta, milli bir kongrenin acele olarak toplanması kararlaştırılmıştır.
Madde 6
Bunun için bütün vilayetlerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir.
Madde 7
Her ihtimale karşı, bu meselenin bir milli sır halinde tutulması ve temsilcilerin, lüzum görülen yerlerde , seyahatlerini kendilerini tanıtmadan yapmaları lazımdır.
Madde 8
Doğu vilayetleri adına, 10 Temmuzda, Erzurum’da bir kongre toplanacaktır.Bu tarihe kadar diğer vilayetlerin temsilcileri dek Sivas’at gelebilirlerse,ü Erzurumr Kongresi’nink üyeleri,e Sivasr Kongresi’neg katılmake üzereç harekete edeceklerdir.r
Amasya Genelgesi ile ulusun bagimsizliginin, yine ulusun azim ve iradesiyle kurtarilacagi ilkesinin ortaya konmasi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile bu yolda, siyasi, askeri, idari örgütlenmeye ve ulusal bilinçlenmeye dogru gidilmesi karsisinda, tahtini tehlikede gören Padisah daha baslangiçtan itibaren bu mücadelenin amansiz düsmani olmustu. Bu sebeple Ingilizlerle isbirligi yapmaktan geri kalmamis ve Ingilizlerle en iyi anlasan Damat Ferit Pasa'yi Sadrazam yapmisti. Onun araciligi ile de daha kongreler asamasinda M. Kemal'i, daha dogrusu ulusal örgütlenmeyi engelemek için her yola basvurmustu. Ingilizler Padisah araciligi ile bu örgütlenmeyi bogmayi basaramayinca, Anadolu'daki ulusal hareketi etkisiz duruma sokmak için Istanbul'da Meclis toplanmasina razi olmuslardi. Oysa bu Meclis Misak-i Milli'yi kabul etti.Bunun üzerine, önceleri zayif olan ayaklanmalari, daha sistemli ve güçlü bir silah olarak kullanma yoluna gittiler. Istanbul Hükümeti ve Padisah bu konuda Ingilizlerle tam bir isbirligine girdiler. Bu ayaklanmalar 1919 yili sonunda daginik ve etkisiz idiler, Fakat T.B.M.M.'nin açildigi tarihlerde büyük tehlike durumuna geldiler.
Osmanli Hükümeti ve Ingiltere, uzun savas yillarinin, Türk Ulusu'nun üzerinde yarattigi bikkinliktan ustaca yararlandilar. Osmanli Devleti'nin askerligi kaldirdigi ve vergilerin affedildigi propagandalari yapilip, T.B.M.M.'nin halk gözünde otoritesini yikmaya çalisiyarlardi. "Seyhül-Islam Fetvasi, Padisah Fermani ve Hükümet Bildirisi" ile halkin dini ve geleneksel baglilik duygulari Ulusal Mücadele'ye karsi kiskirtildi.
Iç ayaklanmalarin nedenleri, bu ayaklanmalarin bastirilmasi için basvurulan yöntemlerin de sebepleri olacagindan önemlidir. Bu nedenleri özetlersek:
Uzun savas yillari yokluk, umutsuzluk yaratmis, asker kaçaklarinin çogalmasina yol açmistir. Özellikle asker kaçaklari, ayaklanmalarin insan gücünü olusturmasi bakimindan ayrica önem tasiyordu. Ulusal Mücadele, vatan savunmasi için bu yoksul ve bikkin halka agir fedakarliklar yükledigi için halkta, bunlardan kaçma egilimi doguruyordu. Halife-Padisah'a olan dinsel ve geleneksel baglilik bu makami mesru tanitiyor ve Ulusal Mücadele'yi gayri mesru gösterenlerin etkili olmasina yariyordu. Hürriyet ve Itilaf Partisi ve Hükümet M. Kemal'i ittihatçi ve bolsevik olarak tanitiyorlardi. Padisah iradesi olmadan asker ve vergi toplandigi, bunun kanuna aykiri oldugu ileri sürülüyor, Yunan ordusunun Halife ordusu oldugu propagandalari yapiliyordu.
Ayaklanmalar Ingilizler tarafindan hazirlandigi ve yerli kaynaklarca beslendikleri için, bastirilmasi çok zor oluyordu. Isyancilarin kuvvetli oldugu bölgelerde, halk onlarin Padisahi temsil ettigine ve bu durumun sürekli olacagina inaniyordu. Bu sebeple bir çok yörede, halk ayaklanmaya katiliyor ve destekliyordu. 1920 yilinin ilkbaharindan yalniz dis düsman tehlikesiyle degil, ayri bölgelerde birbirini izleyerek çikan ayaklanmalarla ugrasildi. Ayaklanma hareketleri Ankara'nin yakinlarina kadar geldi. Telefon ve telgraf telleri kesildi. Ihanet, cehalet, kin, taassup bütün ülkeyi korkunç bir biçimde kapladi. Ayaklanmalarin Ankara'yi bir çemlier içine aldigi bir sirada, Yunanlilar da 22-23 Haziran 1920'de batidan saldiriya geçtiler. Içten ve distan gelen saldirilar birbirinden uzak olmakla beraber, bir merkezden yönetiliyorlar ve sistemli bir biçimde T.B.M.M.'nin çökertilmesine çalisiliyordu. Hükümet bir dis saldiriya kuvvet gönderse, iç ayaklanmayi bastiramiyor, iç ayaklanmaya kuvvet gönderse dis saldiriya karsi koyamiyordu. Bu sebeple Ulusal Mücadele'nin en buhranli yilinin 1920 yili oldugu açikca ortada idi. Iç güvenlik en önemli sorun olmustu. Ayaklanmalarin bastirilmasinda, özellikle Kuva-yi Seyyare Komutani Çerkez Ethem ve Koçkiri Ayaklanmalari'na karsi Merkez Ordusu kuruldu.
(Merkez Ordusu, Karadeniz Bölgesi'nde çikan Pontusculuk hareketine karsi Anadolu'da asayis ve güvenligin saglanmasi amaciyla 9 Aralik 1920'de 3. Kolordu lagvedilip, onun yeririe kuruldu.). Kuvvet yoluyla ayaklanmalarin bastirilmasi mümkün oluyor, fakat baska bir yerde yeni bir ayaklanmanin çikmasina engel olunamiyordu. Bu durum, henüz uliisal birlik ve bilinçlenmenin gerçeklesmemesinden kaynaklaniordu. M. Kemal Pasa, yayinladigi bildirilerle halki yardima çagiriyor, fakat etkili olmiiyordu. Bu yüzdeii, ceza önlemlerinc basvurulmasi zorunlu oldu. Daha Sivas Kongresi sirasinda sert önlemler alinmisti. Fakat yeterli olmamisti. Bati Cephesi'ndeki ayaklanmalari bastirmakla görevli 56. ve 61. Tümen Komutanlarina, bozguncu, asi, kiskirtici görevini yapamayan askeri ve sivil görevlileri, suçlarina göre tart, hapis, idam gibi her cesit cezalari uygulamak için olaganüstü yetkiler tanindi. Fakat bunlar da yeterli olmadilar. Iç ayaklanmalar çok sert önlemlerle güçlük!e bastirilabildi.
Ayaklaiimalari tek tek ele almadan önce bir listc haliiicle gösterelim
1- Seyh Esref Ayaklanmasi (26 Ekim-24 Aralik 1919) Bayburt'un Hart kazasinda, seriat düzeni kurmak amaciyla oldu.
2- Bozkir Ayaklanmalari (27 Eylül-1 Ekim ve 20 Ekim-4 Kasim 1919) da Konya'nin Bozkir kazasinda oldu.
3- Anzavur Ayaklanmalari (1 Ekim-25 Kasim 1919 ve 16 Subat-16 Nisan 1920) arasinda iki kez olmak üzere, Ingiltere'nin Çanakkale Bogazi Bölgesi'nde güvenliklerini korumak için tesvik ettikleri bir ayaklanmadir.
4- Ali Bati ayaklanmasi.
5- Düzce Ayaklanmalari (13 Nisan-31 Mayis ve 8 Agustos-23 Eylül 1920 arasinda) Osmanli Hükümeti'nin bölgedeki Çerkezleri kiskirtmasi sonucu çikti. Bu ayaklanmalar sirasinda Ahmet Anzavur Geyve ve Adapazari'na, Kuva-yi Inzibatiye de Izmit'e geldi.
6- Yenilian Ayaklanmasi (14 Mayis-12 Haziran 1920).
7- Yozgat Ayaklanmalari (15 Mayis-27 Agustos ve 5 Eylül-30 Aralik 1920) arasinda Çapanogullari'nin düzenlemesi ile çikti.
8- Zile Ayaklanmasi (Mayis-21Haziran 1920) arasinda Osmanli Hükümeti'nin çikarcilari elde edip çikardigi bir ayaklanmadir.
9- Konya Ayaklanmasi (2 Ekim-15 Kasim 1920) arasinda, asker kaçaklarini yanlarina toplayan ve Istanbul'dan yönetilen çikarcilar araciligi ile çikti.
10- Cemil Çeto Olayi ve Milli Asireti Ayaklanmasi (Haziran-Eylül 1920) Dogu Anadolu'da Kürtçülük kiskirtmasi ile çikan bir asiret ayaklanmasi idi.
11- Koçkiri Ayaklanmasi (6 Mart-17 Haziran 1921) Kürdistan kurulmasi için Koçkiri Asireti'nin çikardigi bir ayaklanmaydi.
12 Pontusçuluk hareketi, Ulusal Mücadele'nin basindan sonuna kadar süren ve tarihi Rum Pontus Devleti'nin yeniden kurulmasi amacina dayanan Karadeniz'in orta ve dogu bölgelerinde çikan ayaklanma olaylaridir. Bu bölgede çalisan Istiklal Mahkemeleri'nin kurulmasinin en büyük etkeni bu olaylarlardir.
Bu ayaklanmalarin özellikle bazilari T.B.M.M.'nin açildigi tarihte bir merkezden sistemli birbiçimde yürütülmüs, olaganüstü tehlikeler yaratmislardi. Bu ayaklanmalara daha sonra, Demirci Mehmet Efe ve Ethem'in Ayaklanmalari da eklendi. Bir yanda düsmanla, bir yandan da bu ayaklanmalarla mücadele edilmek zorunlu idi. Bazen ayni anda bir kaç yerde birden ayaklanma çikiyordu. Bu ayaklanmalarin bir merkezden yönetildigini ve Istanbul Hüküineti'nin bunlari kiskirttigini M. Kemal Pasa söyle belirtiyordu:
"Istanbul'da Damat Ferit Pasa Hükümeti ve Istanbul'da, bütün yikici ye hayin örgütlerin kurdugu birlik ve bu birligin Anadolu içindeki bütün ayaklanma örgütleri ve bütün düsmanlar ve Yunan ordusu, el birligi ile bizi yikmak için çalismaya basladilar. Bu Ortak saldiri siyasasinin yönergesi de Padisah-Halife'nin, içinde düsman uçaklari da biilunan her türlü araçlarla yurda yagdirdigi Huruc-u alessultan (Padisah'a Karsi Ayaklanma) fetvasi idi." Yine M. Kemal Pasa'nin belirttigi gibi Sivas Kongresi ve sonrasi döneminde, Ali Galip ve Seyh Esref olaylari gibi tek olaylar bulunurken, B.M.M. nin açildigi tarihe kadar geçen sekiz ay içinde ayaklanmalarin ulastigi boyutlar, bu süre içinde ne kadar büyük hazirliklar yapildigini gösteriyordu.
1919 YILI AYAKLANMALARI
Bozkir'da Zeynelabidin Ayaklanmasi (27 Eylül-4 Ekim 1919)
Mondros Ateskesi'nden ve özellikle Izmir'in isgalinden sonra, Konya yöresinde de ulusal hareketi destekleyen girisimler ortaya çikmisti. M. Kemal Pasa Samsun'a çiktiktan sonra, diger komutanlarla oldugu gibi, Konya'da bulunan Cemal Pasa ile de görüserek, ulusal harekete destegini saglamisti. Cemal Pasa Konya ve çevresinde gerekli askeri önlemleri almis, halki bilinçlendirmeye ve noksan askeri kadrolarini tamamlamaya çalisiyordu. Ancak Cemal Pasa bir çagri üzerine Istanbul'a gidince, yerine vekalet eden Albay Selahattin Bey'e bir telgraf çeken M. Kemal Pasa, oradaki kuvvetlerin basindan kesinlikle ayrilmamasini, Ali Fuat Pasa ile devamli haberlesmesini ve olumsuz hareketlere karsi tedbirli olmasini bildirdi. Selahattin Bey, her türlü önlemin alinmakta oldugu yanitini verdi. Fakat bir süre sonra o da Istanbul'a gitti. Bu iki komutanin Konya'dan ayrilmalarini firsat bilen ve Damat Ferit Pasa'ya bagli bulunanVali Cemal Bey, daha önce baslatmis oldugu olumsuz ·propagandalari arttirarak, Konya ve çevresine egemen oldu. Askeri otoritenin kalkmasi üzerine, Konya'da Vali Cemal Bey'in yönetimi M. Kemal Pasa'ya karsi çikti ve hapishanedeki eskiya ve katilleri serbest birakip, silahlandirarak çevrede korku ve dehset yaratti. Diger yandan Istanbul ile devamili iliskide bulunuyor ve aldigi emirleri aynen uyguluyordu. Konya'da bulunan Italyan isgal kuvvetleriyle de yakin iliski kurarak onlari ve Konya halkini ulusal harekete karsi kiskirtiyordu. Konya'ya Istanbul'dan atanan Ali Sait Pasa, buraya geldi. Vali'nin tutumu karsisinda etkili olamayinca Vali'nin görevden alinmasi için Harbiye Nezareti'ne basvurdu. 19 Eylül 1919'da Nazir Sefik Pasa verdigi yanitta Konya'da bulunan askeri kuvvetlerden Padisah'a bagli olanlarin yardimi ile ulusal amaca çalisan komutanlarin ve Padisah'in emirlerine karsi hareket edenlerin en sert sekilde cezalandirilmasini bildirdi. Bu durum karsisinda Ali Sait Pasa da 25 Eylül'de görevinden ayrilarak Istanbul'a gitti. Konya'da ulusal harekete karsi çikan Vali'nin kuvvetlenmesi üzerine Heyet-i Temsiliye, buraya Albay Refet Bey'in gönderilmesine karar verdi. Konya halki bu haberi duyunca vatanseverlerin çabasiyla Vali'ye karsi birlesmeye basladilar. Bu durumu gören Vali Cemal Bey 27-28 Eylül gecesi Istanbul'a kaçti. Halktan ileri gelenler Mehmet Vehbi Efendi'yi (Müderris) Vali Vekili seçti ve Konya Temsil Heyeti'ne baglandi.
Konya'da ulusal iradenin egemen oldugu bir sirada, Ulusal Mücadele'ye karsi, gericiligin ve Padisah'in etkisi ile ilk isyan hareketi Konya' nin güneyinde Bozkir'da çikti. Büyük önemi olmamakla beraber diger ayaklanmalara örnek oldu. Bu ayaklanma Vali Cemal Bey ve Istanbul'da Ingiliz Papazi Frew ile isbirligi yapan Zeynelabidin ve arkadaslarinin kiskirtmasiyla çikti. Kiskirticilar çevrelerine topladiklari, çogu silahsiz bin kadar adamla Bozkir'i bastilar ve jandarmalarin silahlarini alip, Askerlik Subesi'ni ele geçirerek buradaki tüm silah ve cephaneyi ele geçirdiler. Karsi çikmak isteyen vatanseverler öldürüldüler. Birçok ev yagma edildi ve yakildi. Üzerlerine gönderilen ulusal kiivvetlere saldirdilar. Konya'dan gönderilen Nasihat Heyeti'nin görüsmeleri olumlu sonuç verdi. Bozkir'a ulusal kuvvet gönderilmeyecegi garantisi verilince asiler 4 Ekim'de dagildilar. Fakat bii olay Istanhul Hükümeti ve Ingilizlere büyük cesaret verdi.
Zeynelabidin'in Ikinci Ayaklanmasi (20 Ekim-4 Kasim 1919)
Bu ayaklanmanin yarattigi tehlike üzerine, bir daha böyle olaylara firsat verilmemesi için Temsil Heyeti önlemler almaya basladi. Afyon'da bulunan Yarbay Arif (Karakeçeli) Bey'in kuvvetleri Seydisehir'e kaydirilarak Konya'nin, Bozkir yöresinden tehdit edilmemesi saglanmak istendi. Bu hareketleri ögrenen Zeynelabidin 70 silahli ve 200 silahsiz adamla, Hoca Abdullah, Hoca Sabit, Hoca Abdülhalim Efendiler'in yönetiminde 20 Ekim'de ayaklanarak Bozkir'in yakinina gelip Kaymakami çagirdilar ve ulusal kuvvetleri istemediklerini bildirdiler. Kaymakam, yaptiklarininin dogru olmadigini ve bu kuvvetlerin nizami kuvvetler oldugunu söylemesine ragmen etkili olamadi. Asiler Valilige telgraf çekerek, ulusal kuvvetler geri alinmadigi takdirde eylemlerini sürdüreceklerini bildirdiler. Valilik dagilmalarini isteyince Bozkir'a ikinci kez girdiler. Memurlar ilçe disina çikartildi ve telgraf hatlarini kesliler. Üzerlerine gö·nderilen Yarbay Arif Bey'in birligine ates açtilar ve ellerine geçen üç eri çok çirkin bir sekilde öldürdüler. Çarpismalarda yenildiler ve kaçtilar. 27 Ekim'de asilere son darbe vurulmasi düsünülürken, Delibas isimli bir asinin Çumra'ya yürüyecegi duyulunca, Çumra'ya hareket eden birlik, yolda pusuya düstü ve esir edildi. Asilerin üzerine gönderilen yeni kuvvetler asileri yendi ve 2 Kasim'da Ulusal kuvvetler asilerin merkezlerini ele geçirdi. Fakat Konya ve yöresinde olaylar burada kapanmadi.
Birinci Anzavur Ayaklanmasi (1 Ekim-25 Kasim 1919)
Konya'nin Bozkir kazasinda çikan ayaklanmalarla hemen ayni tarihlere rastlayan bir sirada Marmara'nin güneyinde Ahmet Anzavur'un Ayaklanmasi da Ulusal Mücadele'ye karsi çikan çok önemli bir ayaklanma idi. Aslen Bigali olup, Emekli Jandarma Binbasisi Anzavur, Sarayla baglari dolayisiyla Saltanat ve Hilafeti korumak istiyordu. Saray ve Hükümet'in hiyanetinin yalnizca bir aracisi idi.
Ingilizlerin elinde bir kukla durumunda bulunan Padisah ve Osmanli Hükümeti'nin adami olan Anzavur, ulusal silahli direnisin "Kuva-yi Milliye"nin önemli bir yöresi olan Ayvalik'ta Yunanlilara karsi savas baslatilmasi üzerine, bu bölgede Ingiliz çikarlarini saglamak için Padisah'in emri üzerine ayaklandi. Çanakkale Bogazi'nin Ingilizler için güvenligini saglamak ve Ayvalik yöresinde Yunanlilar'a karsi savasan ulusal kuvvetleri arkadan vurmak amaciyla, Biga-Gönen-Manyas ve bu yöredeki Çerkezler üzerindeki nüfuzu göz önüne alinarak buraya gönderildi. 25 Ekim'de Gönen-Manyas arasinda dolasarak ulusal kuvvetler aleyhinde propoganda yapan Anzavur yöredeki eskiya ile birlesti ve 2 Kasim'da Susurluk'a geldi. Burada bulunan askeri birlik kendisine karsi koymadi. Halki kendisiyle birlesmeye çagirip, "Ulusal hareket için toplanan paralarin hesabini görmek için Balikesir'e gidecegini ve isteyenlerin kendisine katilabilecegini" söyledi. Buradaki subaylarin çekingenligi dodolayisiyla 40 kadar er kendisine katildi.
Anzavur ve onunla isbirligi yapan eskiyanin yarattigi tehlike üzerine, Bursa'dan Yarbay Rahmi Bey komutasinda 170 kisilik bir birlik gönderildi. Karacabey'de eskiya ile çatisan bu kuvvetler burada duruma hakim oldu. Diger yandan Anzavur'un üzerine baska küçük kuvvetler de gönderildi. Fakat yöredeki silahli direnis üzerine bazi birlikler esir düstü. 5 Kasim'da Edremit Kaymakami Köprülü Hamdi Bey, Manyas'ta Anzavurla görüstü ve cephede görev verilmesini isteyerek Hamdi Bey'i kandirdi. Hamdi Bey Anzavur'a inanarak, Albay Kazim (Özalp) Bey'e, Anzavur sorunun kapandigini bile bildirdi. Oysa Anzavur gittikçe kuvvetlendi. 12 Kasim'da 300 kisi ile Susurluk'a tekrar geldi, Yunanlilarla savasacagini söyleyerek halki kandirirken, adamlari kislayi basarak, silahlari ve toplari ele geçirdiler. Bunun üzerine Albay Kazim Bey ve Rahmi Bey kuvvetleri Anzavur'u sikistirdilar ve Anzavur, Susurluk'ta elde ettigi toplari birakarak kaçti. Bu bölgeyi temizlemek üzere Çerkez Ethem görevlendirildi. Çerkez Ethem'e Gönen'den tehdit telgraflari gönderen Anzavur, Ethem'in 23 Kasim'da Gönen'e girmesi üzerine kaçti. Bu harekati sirasinda ulusal kuvvetler arasinda isbirligi ve program olmamasi Anzavur'un kurtulmasini kolaylastirdi. Adamlari dagilan Anzavur Ethem ve Rahmi Bey'in kuvvetlerine pespese yenilerek kacti.
Ali Bati Ayaklanmasi (11 Mayis-18 Agustos 1919)
Diyarbakir yöresinin önemli olayi, Midyat güneyindeki asiretlerinden birinin reisi olan Ali Bati'nin, yöreye hakim olarak, Ingilizlerin kiskirtmasiyla, Kürdistan kurmak fikirlerinden de yararlanarak çikardigi ayakma idi. Padisah'in izni ile hareket ettigini yayan Ali Bati üzerine askeri birlikler gönderildi. 18 Agustos'a kadar sürekli çarpismalar sonunda ölü olarak ele geçen Ali Bati'nin baslattigi ayaklanma bastirildi.
1920 YILI AYAKLANMALARI
1919 yli ayaklanmalari daginik ve birbirinden uzak girisimlerdi. Bu bakimdan çabuk bastirildilar. Meclis-i Mebusan'in toplanmasi dikkatleri ve önemi bir süre için Istanbul'a çekti. Bu sayede Heyet-i Temsiliye'nin ve M. Kemal hareketinin etkisini ve gücünü kaybedecegi zannedildi. Fakat Meclis-i Melbusan'in "Misak- Milli" kararlarini almasi, Istanbul'un isgali ve Ankara'da ulusal iradeyi temsil edecek bir meclisin toplanacaginin anlasilmasi üzerine 1920 yilinin ilkbahar aylarinda, bir merkezden ve planli bir biçimde yönetilen bir dizi ayaklanma patlak verdi. Ingilizler ve Istanbul Hükümeti, kuvvet gönderemedikleri için ulusal örgütlenmeyi önleyemiyorlardi. Bu sefer Türk'ü Türk'e düsürmek yöntemine basvurarak ayaklanma çikartma yoluna daha planli bir sekilde giristiler. Bu bakimdan 1920 yili ayaklanmalari çok tehlikeli boyutlara eristi.
Ikinci Anzavur Ayaklanmasi (16 Subat-16 Nisan 1920)
Bu ayaklanmalarin en büyüklerinden birisi "Ikinci Anzavur Ayaklanmasi" oldu. Bu ayaklanma, bu bölgede ortaya çikan çesitli huzursuzluk sebepleri ve Ingilizlerle iliski kuran bir kisim çikarcinin etkisiyle çikti. Anzavur'da bu durumdan yararlanarak bu ayaklanmanin basina geçti.
Anzavur'un birinci ayaklanmasi sirasinda adi geçen Hamdi Bey, 27-28 Ocak gecesi Fransiz askerleri tarafindan korunan Gelibolu Yarimadasi'nin Akbas cephaneligini basmis ve buradaki cephaneligi Biga'nin Yenice mevkiine tasimisti. Biga'ya yerlesen Hamdi Bey burada ulusal örgütlenmeyi genisletmek için çalismaya basladi. Bu sirada Biga yöresinde Kara Ahmet adinda biri hükümet içinde hükümet gibi davraniyor, halktan zorla para topluyordu. Biga'ya yerlesen Hamdi Bey, Kara Ahmet'i tutuklayip 10 adamiyla Biga Cezaevi'ne hapsetti.
Akbas'dan getirdigi cephane ile ulusal birlikler kurmak isteyen Hamdi Bey, Askerlik Sube Baskani'nin da yardimi ile 500 gönüllü genç topladi. Emrine 190. Alay'in 2. Taburu da verildi. Baska birlikler de emrine gönderildi.
Hamdi Bey'in emrindeki kuvvetlerin çogalmasi, bunlarin beslenme, giyinme gibi birçok noksanliklarin ortaya çikmasina yol açti. Gereken parayi halktan saglamak yoluna giden Hamdi Bey'in bu yola basvurmasi halki huzursuz etti. Pomaklar Hamdi Bey'e cephe aldilar ve kendilerinden olan Kara Ahmet'in hapiste bulunmasi da onlari kiskirtti. Bu durumda, sinmis zannedilen elebasilari Akbas olayini hazmedemeyen Ingilizlerle iliski kurdular. Bu firsattan yararlanan Anzavur da Çerkez köylerinde dolasarak olumsuz propogandaya yeniden basladi. Pomaklardan Gavur Imam ve Çerkezlerden Sah Ismail adindaki iki kisi çevrelerine topladiklari 200 silahli ve 1.000 kadar baltali ve biçakli adamla 16 Subat 1920 günü Biga'ya saldirdilar. Kislada bulunan, egitimsiz ve aslen Pomak olan erler dagilinca asiler ilçeyi kolayca ele geçirdiler. Hamdi Bey'in arkadasi Kani Bey Biga Cezaevi'ne giderek, hapiste bulunan Kara Ahmet ve adamlarini öldürdü. Biga'nin isgalini duyan Ahmet Anzavur 17 Subat'ta ilçeye gelip, ayaklanmanin yönetimini eline aldi. Asiler intikam almak için Kani Bey'i saklandigi yerde sardilar ve Kani Bey cephanesi bitene kadar savundu. Cephanesi bitince öldürüldü ve ölüsü balkondan sokaga atildi. Olaylarla ilgisi olmayan Yüzbasi Ismail Hakki Bey'i ve üç eri de öldürdüler. Üstegmen Riza Bey'i de vücudunu hedef gibi kullanip biçak atarak öldürdüler.
Bu durum karsisinda Yenice Cephaneligi'ni korumak ve buradaki birliklere haber vermek üzere oraya gitmek üzere yola çikan Hamdi Bey, Eminoba Köyü'nde köylüler tarafindan tanindi. Hamdi Bey'i yakalayan asi köylüler, Hamdi Bey'i yürüterek geri götürdüler. Hamdi Bey memleketin isgal altinda oldugunu, millet ve memlekete kötülük ettiklerini anlatmaya çalistiysa da öldürdüler. Anzavur bir bildiri yayinlayarak, Hamdi Bey'in cezalandirildigini ve diger isyancilarin da ayni sekilde cezalandirilacaklarini bildirdi. Diger ölülerle beraber hepsini Belediye bahçesine attilar. 18 Subat 1920'de Biga'ya gelen iki Ingiliz subayina cesetleri gösteren Sah Ismail Ingilizlerle beraber Ingiliz gemisine gitti ve 5.000 Ingiliz altini ile geri döndü.
Asiler Yenice'deki cephanelige saldirdilar, 800 asi 21 Subat'ta Yenice Köyü'ne girdi. Buradaki ulusal kuvvetler çekilmek zorunda kaldi. Komutan Riza Bey çekilmeden önce cephaneligi havaya uçurdu. 14. Kolordu Komutanligi Çanakkale'deki jandarma taburunu görevlendirmek istedi, fakat Istanbul Hükümeti bu birligin yerinden ayrilmasina izin vermedi. Istanbul bu ayaklanmayi, her firsati kullanarak destekliyordu. Istanbul'dan kendisine bagli subay ve para yollayip, Ingilizlerin yardimi ile ayaklanma genisletilmeye çalisildi.
Bu tehlikeli durum üzerine ulusal kuvvetlerden çesitli birlikler, noksan kadro ve silahlariyla görevlendirildiler. Yarbay Rahmi Bey Karacabey'e geldi. Yarbay Süleyman Sabri bir beyanname yayinlayarak, Yunan isgalini ve Anzavur'un ihanetini belirterek hainlerin cezalandirilacagini bildirdi. Ulusal kuvvetlerin yiginagi tamamlaninca 2 Mart'da Gönen'de toplandilar. 72 subay, 1252 er, 3 top, 16 mtf., 538 hayvandan olusan bu kuvvet Anzavur'la çarpismaya basladi. Takip Kuvvetleri Komutanligi 3-4 Mart gecesi asilerle çarpismasini yogunlastirdi. Biga köylüleri askerle çarpismak istemeyip Anzavur'u terk ettiler. 5 Mart'ta bir Ingiliz savas gemisi Bandirma'ya geldi ve ulusal kuvvetleri korkutma gayretinde bulundu. Anzavur'un Ingilizler ile isbirligi içinde oldugu açikça görülüyordu. Çarpismalar 8-12 Mart arasinda daha da yogunlasti. Ulusal kuvvetlerin bazi birliklerinin egitimsiz ve disiplinsiz olmalari yüzünden bunlardan yararlanilamadi. Bigalilar da ulusal kuvvetlere ates açinca bastirma harekati zorlanmaya basladi. Ulusal kuvvetler uzun çarpismalardan sonra Gönen'e çekildi. Nisan basinda Sait Pasa baskanliginda bir Nasihat Heyeti Istanbul'dan Biga'ya gönderildi. 14. Kolordu Komutani, Istanbul'a çektigi telgrafta, bu heyette bulunan Albay Mirza ile Em. Bnb. Hüseyin'in ayaklanmanin kiskirticilari olduklarini bildirdi. Bunun üzerine 3 Nisan'da Sehzade Cemalettin baskanliginda yeni bir nasihat heyeti gönderildi. Ayaklanmayi hazirlayan ve kiskirtan Istanbul Hükümeti'nin gönderdigi Nasihat Heyeti'nden olumlu bir sonuç beklenemezdi.
Gittikçe kuvvetlenen Anzavur 4 Nisan'da Gönen'e saldiriya geçti ve kolaylikla Gönen'i aldi. Ulusal kuvvetler yöre halkinin da direnmesi dolayisiyla yenildiler. Yarbay Rahmi Bey ve emrindekiler kahramanca dögüstüler ve sehit oldular. Gönen'i yagmalayan Anzavur, Balikesir'e dogru ilerlemeye basladi. Fakat yagmacilikla tatmin olan bir çok adami kendisini terk ettigi için kuvvetleri azaldi. Balikesir'de bulunan 61. Tümen Komutani Albay Kazim Bey, Balikesir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin de yardimiyla 350 gönüllü topladi. Söke, Akhisar cephelerinden gelen gönüllülerle 600 atli olustu. Bütün kuvvetler Çerkez Ethem komutasinda 2000'e ulasti. M. Kemal Pasa bir bildiri yayinlayarak, ülkeyi isgal eden düsmanlarin "Ulusal birligi bozmak için, kiskirticilik ve bölücülük yaptigini, Ferit Pasa Hükümeti ve Anzavur araaraciligi ile Biga-Gönen dolaylarinda ayaklanma çikarttiklarini, hainlerin cezalandirilmasi için komutanlara, hapis, idam gibi her çesit cezayi uygulama yetkisi verildigini" bildirdi.
Anzavur ayaklanmasini bastirmakla görevli kuvvetler Çerkez Ethem komutasinda 15 Nisan'da Balikesir'den hareket ettiler. Anzavur kuvvetlerini Yahyaköy'de 16 Nisan'da agir bir yenilgiye ugrattilar. Anzavur yeni bir çarpismayi göze almadigi için Istanbul'a kaçti. Kuvvetleri dagildi.
Birinci Düzce Ayaklanmasi (13-Nisan-31 Mayis 1920)
Birinci Dünya Savasi içinde eskiya olaylarinin yogunlastigi yerlerden birisi de Düzce yöresiydi. Burada devlet otoritesi gücünü kaybetmisti. Bazi Çerkez ileri gelenleri daha Kasim 1919'da Kuva-yi Milliye'ye karsi koymaya baslamisti. Düzce yargici ve jandarma komutani haydutlar tarafindan öldürulmüs, silah deposu yagmalanmisti. Bunun üzerine burada sikiyönetim ilan edildi ve Binbasi Mahmut Nedim Bey komutasinda kurulan "Asayis Müfrezesi" Kasim ayi sonunda Düzce'ye gelerek 79 kisiyi tutukladi. 1 Aralik 1919'dan, 31 Ocak 1920'ye kadar Izmit, Düzce, Bolu, Hendek, Zonguldak, Eregli dolaylarinda 335 kisi tutuklandi. Fakat Mahmut Nedim Bey hem Ankara, hem de istanbul yanlisi görünüyor ve kararsiz davraniyordu. Ankara'nin kendisine güvenmesi ve onun bu kararsiz durumu, yörede Istanbul Fetvasi ve Padisah Fermani'nin çok etkili olmasini, hainlerin, Mustafa Kemal'in ikinci Padisah olmak istedigi ve Padisah iradesi olmadan asker topladigi propogandalariyla yikici olaylari hazirladi. Anzavur ayaklanmasinin bastirilmasi için ugrasildigi bir sirada Düzce'de yeni bir ayaklanma patlak vermek üzereydi.
Bu kiskirtmalarin sonunda 13 Nisan1920'de Düzce'nin Ömerefendi Köyü'nde toplanan Abaza ve Çerkezler silahli olarak "Asayis Müfrezesi" direnmeden asilere teslim oldu. Küçük rütbeli subaylar direndilerse de sayilari 4.000'e ulasan asiler Düzce'yi aldilar. Asi elebasilarindan Berzek Sefer Bey Düzce Kaymakami Maan Ali Bey (Emekli Binbasi) Jandarma Komutani,Koç Bey de Belediye Baskani oldular. Bolu Mutasarrifi kendilerini yatistirmak istediyse de, verdikleri yanitta istanbul'un verecegi karara göre hareket edeceklerini bildirdiler. 14 Nisan'da Beypazari halki da "Padisah nerede ise biz oradayiz" diyerek ve cephaneligi ele geçirip resmi makamlari baski altina alip, postaya el koyarak tavrini belirtirken, isyancilar 18 Nisan'da Bolu'yu da isgal ettiler. Isyancilar Padisah'a bagli olduklarini ve Kuva-yi Milliye'ye karsi olduklarini bildirdiler. Bu durum karsisinda Ankara'dan bir birlik gönderildi. Beypazarlilar bu birlige karsi koydular. Beypazari Müftü ve Belediye Baskani Ankara'ya telgraf çekerek, asilerin kaçtigini ve ayaklanmaya katilanlarin aflarini istediler. B.M.M. bu istegi dikkate alarak ikinci birligin hareketini durdurdu. Asiler verdikleri söze bagli kalmayip, ilk gelen birlige saldirdilar. Bunun üzerine Gevye'de 24. Tümen Komutani Yarbay Mahmut Bey 18 Nisan'da basladigi ileri harekatina devam ederek Hendek'e geldi. Fakat halk kendisine tepki gösterdi, köylere giden birçok Hendekli askerler aleyhine çok çirkin propogandalar da bulundular. 22 Nisan'da Hendek'de durum bu noktaya gelmisti. Düzce'ye dogru yola çikan Mahmut Bey Nüften (Nuhveren) Bogazi'nda pusuya düsürüldü. Kendisi de Çerkez olan ve kan dökülmesini istemedigi ve asi Çerkezlerin sözüne inanadigi için atesi durdurdu. Fakat bu davransi basta kendisi olmak üzere bazi subaylarin öldürülmesine ve tümenin dagilmasina, asilerin üstün gelmesine yol açti. Safranbolu'da "Biz Padisah'i isteriz" diyen asiler duruma egemen oldular. Hendek'deki asiler Adapazari'na yürümeye hazirlanirken, nasihat için gönderilen Adapazari ileri gelenlerinden Sait ve Kazim Beyler asiler tarafindan öldürüldüler. Bu gelismeler üzerine, asileri desteklemek isteyen Ingilizler, Sile'ye asker çikardilar.
Ayaklanma her geçen gün yayildi ve Ankara'yi endiseye düsürmeye basladi. Olay yalnizca asilerin sayilari ile sinirli kalmamis halk da Ulusal Mücadele'ye karsi çlkmaya baslamisti. Ankara bir yandan askeri önlemler almaya baslarken, diger yandan nasihat için Nilletvekili Hüsrev ve Osman Beyleri gönderdi. Fakat asiler tarafindan rehin alindilar. Naisihat Heyeti olumlu sonuç alamayinca, Çerkez Ethem, Binbasi Nazim, Kaymakam Arif, Binbasi Ibrahim (Çolak Ibrahim) komutasindaki birlikler ile Ali Fuat Pasa ve Refet Bey emrindeki birlikler ayaklanma yöresine gönderildiler. 25 Nisan'da Beypazayi alindi 2 Mayis'da da Göynük alindi. Fakat bu sirada 14 Mayis'da Yenihan'da da ayaklanma çikti. Ayaklanmalari firsat bilen Anzavur, Eskisehir-Istanbul yolunu ele geçirmek için Geyve Bogazi'ndaki ulusal kuvvetlere saldirdi. Isyanin bu badar güçlenmesi üzerine Damat Ferit Pasa 20 Mayis 1920'de Izmit'e geldi. Fakat bu tarihten itibaren isyan ezilmeye basladi. Anzavur'un attan düserek yaralanmis oldugu haberi Damat Ferit'i sarsti. Damat Ferit Ingilizler'e basvurarak, 10.000 kisinin silahlandirilmasina izin verilmesini ve bii sayede üç haftada "Milliyetçiler"i yenecegini söyledi.
Kuva-yi Inzibatiye
Düzce ayaklanmasinin basladigi ve gelistigi bir sirada, Istanbul Hükümeti yeni bir ihanet hazirligi içindeydi. Istanhul Sikiyönetim Mahkemesi karariyla M. Kemal Pasa basta olmak üzere bütün ileri gelen milliyetçilerin giyaben idama mahkum edilmeleri, Damat Ferit için yeterli degildi. Milliyetçilerin Anadolu'daki üstünlügünü yikmak için yeni bir askeri kuvvet kurulmasini uygun gördü. 8 Nisan'da Ingifiz Yüksek Komiseri Amiral de Robeck'le, Anadolu'da, sözde Milliyetçi denilen hareketin bastirilmasi sorununu görüsürken, Ingilizler'den yardim istedi. Amiral, Ingilizler'in fiili yardim yapamayacaklarini, fakat kurulacak bir kuvvete yardim edecegini bildirdi. Bunun sonunda 18 Nisan'da, "Kuva-yi Milliye eskiyasini tenkil amaciyla" Harbiye ve Dahiliye Vekaletleri'ne bagli olarak "Kuva-yi Inzibatiye" kuruldu. Subay ve erlere maas verilerek kurulan bu kuvvet için 1.250.850 lira ödenek kabul edildi. Komutanligina Süleyman Sefik Pasa atandi. Görevleri için ayri bir kararname çikartildi. Kuva-yi Inzibatiye'ye Ittihat ve Terakki'nin iktidari zamaninda Enver Pasa tarafindan tasfiye edilmis subaylar alindi. Sefik Pasa'ya çok genis yetkiler tanindi. Ingilizler'in de yardimiyla kurulan Kuva-yi Inzibatiye, 8 Mayis'da Izmit'e geldi. Süleyman Sefik Pasa, karargahini Izmit'te demirli olan Yavuz zirhlisinda kurdu. Kuva-yi Inzibatiye, Izmit'te bulunan güçlü bir Ingiliz tugayi ve savas gemilerinin sagladigi güvence ile Sapanca'ya dogru ilerlemeye basladi.
Kuva-yi Inzibatiye'nin kurulusu yani sira, Istanbul Hükümeti, "Anadolu Fevkalade Müfettisligi" adinda bir örgüt kurdu ve basina 28 Nisan'da Müsir Zeki Pasa getirildi. Müfettisligin görevi, Anadolu da Padisah otoritesini egemen kilmak ve Padisah adina asayisi saglamak idi. Zeki Pasa, M. Kemal Pasa'ya bir temsilci ile mektup göndererek, kendisini Birinci Dünya Savasi'ndaki basarilarindan dolayi takdir ettigini beiirttikten sonra, Anadolu'daki ulusal hareketin Müslümanlarin birbirini öldürmesine yol açtigini, memleketi kurtarmak isteyen Hükümeti ve Padisah'i güç duruma soktugunu ileri sürüp, B.M.M. tarafindan kurulan Hükümetin lâgvedilmesini, ordunun ve ulusal örgütlerin Istanbul Hükümeti'ne boyun egmesini ve anlasma saglanana kadar çatismanin durdulmasini istedi. Bu mektubun yaniti 30 Mayis'ta yollandi ve 5 Haziran'da Çekirge'de, görüsmeye hazir olundugu bildirildi. Fakat Istanbul Hükümeti temsilcileri Çekirge'ye gelmediler.
Yiginagini tamamlayan Kuva-yi Milliye 23 Mayis'ta Sapanca, Adapazari, ve Hendek'e taarruza basladi. Çerkez Ethem birlikleri Sapanca ve Adapazari'ni aldilar ve suçlular sert sekilde cezalandirildilar. 25-26 Mayis'ta Hendek'i alan Ethem, Düzce'ye dogru yürüdü, diger yandan Refet Bey'de ayni yere taarruza geçti. Kuva-yi Inzibatiye'nin yenilgisi de asilerin umudunu kirdi. Rehin milletvekillerini yollayarak Refet Bey kuvvetlerinin Düzce'ye girmesi, Ethem'in girmemesi kosuluyla teslim olacaklarini bildirdiler. Genelkurmay, asilerin, Ingilizler'den ve Istanbul'dan yardim gelecegini umarak bu yola basvurduklarini "sehit edilen komutan ve erlerin hesaplarinin sorulmasini, ancak halka kötü davranilmamasini, subay ve memurlardan ihanet edenlerin asla af edilmeyecegini" bildirdi. Asilerin Ali Fuat Pasa'ya basvurulari da dikkate alinmadi ve Ethem kuvvetleri 26 Mayis'ta, hiç direnme görmeden Düzce'ye girdi. Ayaklanmayl kiskirtmis ve idare etmis olanlar idam edildiler. Refet Bey kuvvetleri de 31 Mayis'ta Bolu ve Gerede'ye girdiler.
Kuva-yi Inzibatiye ise henüz yok edilmemisti. Kuva-yi Inzibatiye'nin Izmit bölgesi komutani Suphi Pasa ile Ali Fiiat Pasa arasindaki haberlesmeyle, silah, cephane vc teçhizati ile Kuva-yi Millîye'ye yapilan saldiri sonunda, birliklerin çogu dilrenme göstermeden Kuva-yi Milliye tarafina geçtiler.Fakat topçulari ates açtilar. Kuva-yi Milliye, topçu ve onlara yardim eden Ingilizleri Izmit'e çekilmek zorunda biraktilar. Istanbul Hükümeti ve Ingilizler, M. Kemal Pasa kuvvetlerinin Istanbul'u isgal edecegini zannettiler. Ingilizler Ali Fuat Pasa'ya basvurarak, Türkiye'nin içislerine karismayacaklarini ve Kuva-yi Inzibatiye'nin diger birliklerinin Istanbul'a gönderildigini bildirdiier. Kuva-yi Milliye Izmit'in bosaltilmasini isteyince anlasma olmadi. Ingiliz uçaklari Kuva-yi Milliye'ye saldirdi. 14-15 Haziran gecesi Kuva-yi Milliye Izmit'i ele geçirmek için saldirdi, fakat Ermeni çetelerinin savunmalari dolayisiyle basari saglayamadi, Ingilizlerin kara, deniz ve hava kuvvetlerinin atesi karsisinda da geri çekildi. Istanbul Hükümeti ise yeniden 5.000 kisilik bir kuvvet kurulmasi için Ingilizlerden izin istedi. Ingiliz Askeri Temsilcisi'nden "Mustafa Kemal'i tedip" için Bursa, Balikesir, Çanakkale illerinden iki tümen kurulmasina yardimci olmasi istendi.
Ikinci Düzce Ayaklanmasi (8 Agustos-3 Eylül 1920)
Birinci Düzce ayaklanmasini bastiran kuvvetlerin bir kismi Yozgat ayaklanmasini bastirmak için, düzenli ordu birlikleri de 22 Haziran'da baslayan Yunan saldirisini durdurmak için cepheye gitmek üzere Düzce'den ayrildilar. Ingiliz ve Yunanlilarin Adapazari yöresinde birlikte hareketleri, Istanbul Hükümeti'nin yeni kiskirtmalari ve ulusal kuvvetlerin uzaklasmis olmasi üzerine 300 kisilik asi Düzce'yi isgal ettiler. Bunlar Kuva-yi Milliye'nin Çerkez ve Abazalari yok edeceklerini kadin ve kizlari "Cariye" yapacaklari propogandasi ile ayaklandilar ve çevre halki yeniden kiskirttilar. 27 Agustos'ta ulusal kuvvetler tarafindan yenildiler ve 23 Eylül'de de ayaklanma tamamen sona erdi. Fakat buradaki bazi hainlerin Yunan ve Ingilizlerle isbirligi uzun süre sürdü.
Yenihan'da Postaci Nazim Ayaklanmasi
Bu arada, Yenihan da Postaci Nazim ve Çerkez Kara Mustafa'nin ayaklanmasi, Halife ve Padisah adina genislemis ve yayilmisti. 14 Mayis'ta 700 kisilik bir asi grubu halki isyana kiskirttilar. Yakinlarda bulunan Sivas ve Tokat'ta yeterli askeri kuvvet yoktu. Bu sebeple ayaklanma Sivasi tehdit edecek duruma geldi. Asilei Zile'ye de saldirdilar. Zile Kalesi'ne çekilmis olan askeri birlikler, halkin asileri desteklemesi sebebiyle teslim oldular. Ayaklanmayi Besinci Tümen bastirmakla görevlendirildi. M. Kemal Pasa, gönderdigi emirde, suçsuz olanlarin kasabayi terketmelerini ve ulusal kuvvetlere siginmalarina izin verilmesini, bu çagriya uyulmazsa kasabanin topa tutulmasini bildirdi. Komutan kasabada 2.400 kisinin bulundugunu, evlerin ahsap olmasi sebebiyle bu emri bir süre uygulamadi. Fakat verilen sürede asiler teslim olmayinca kasabayi topa tuttu ve 12 Haziran'da Zile asilerden temizlendi.
Yozgat'ta Çapanogullari'nin Ayaklanmalari (15 Mayis-21 Agustos 1920)
Ayaklanmalar B.M.M.'nin otoritesine karsi büyük bir yangin gibi yayiliyordu. Düzce-Bolu'da çikan ayaklanmalar sürerken Yozgat yöresinde de ayaklanmalar basladi. Burada yasayan Çerkezler Osmanli Hanedani'na bagliliklarinin etkisi sebebiyle, daha basindan beri Ulusal Mücadele'ye karsi hosnutsuz idiler. Fakat yine de ayaklanmanin patlak vermesinde en önemli etken Osmanli Hanedani'na bagli Çapanogullari'nin kiskirticiligi oldu. Yozgat Mutasarrifi Necip Bey, Heyet-i Temsiliye'nin emirlerini dinlemiyordu. Mutasarrif, Allah'dan, Padisah'dan ve onlarin kanunlarindan baska birsey tanimayacagini bildirmisti. Ankara'da Meclis'in toplanmasini da Padisah'in arzusuna ve kanunlara aykiri oldugunu ileri sürerek Ankara'ya telgraf göndermislerdi. Mayis ayi ortasindan itibaren Çapanogullari tarafindan ayaklanma hazirliklari yapildigi duyuldu ve Kuva-yi Milliye burada önlem almaya gerek gördü. Antep'te bulunan KiIiç Ali Bey 80 kisilik bir birlikle Yozgat'a getirildi ve Çapanogullari gözetim altinda tutulmaya çalisildl. Ancak Vali Yahya Galip Bey bu önlemleri yerinde bulmadigi gibi Çapanogullari'nin evlerine konan nöbetçileri de kaldirdi. Fakat Ankara tutuklanmalarini isteyince, Mutasarrif kaçmalarina firsat verdi. Çapanogullari'ndan Celal, Edip, Salih, Halit Beyler yörenin azili eskiyasindan Aynaciogullari ve Deli Ömer'i yanlarina alarak ayaklandilar. 14 Haziran'da Yozgat'i isgal ettiler. 23-24 Haziran'da Bogazliyan da asilerin eline geçti. Ayaklanmanin bu kadar kuvvetlenmesi üzerine, mezhep kiskirticiligi propogandalari yayginlasti. Tehlike gittikçe büyüyünce, Çerkes'de bulunan Refet Bey hemen Çankiri'ya yollandi. Cerkez Ethem, M. Kemal, Fevzi Pasa'lar ve Ismet Bey ile görüstü. Ankara'nin elinde yeterli kuvvet olmadigini gören Ethem, Pasalara karsi tehdit dolu bir sekilde konusup, sert biçimde elestirdi. Fakat ayaklanmayi bastirma önerisini kabul etti. O yokken Bati Cephesi sorumlulugunu Fevzi Pasa yüklendi.
Ayaklanmayi bastirmak üzere Genelkurmay Baskanligi'nca 19 Haziran'da görevlendirilen Ethem, 23 Haziran'da Yozgat'a geldi. Ulusal kuvvetlere karsi silah kullanan Ermenileri de cezalandirdi. 25 ve 27 Haziran'da asiierle yapilan çatismada, asiler büyük kayip verdiler ve dagildilar. Suçlular sert sekilde cezalandirildilar. Alevi dedesi Galip Dede, asi oldugu halde cezalandirilmadigi için, asilerin bundan sonra Alevileri aldatmalari mümkün olmadi. Galip Dede, bütün gereksinimini sagladigi 400 kisilik bir kuvveti Kuva-yi Milliye'nin emrine verdi.
22 Haziran'da Yunan saldirisinin baslamasi üzerine Ethem Bey çagirildi. Ayaklanmanin elebasilarinin yakalanmadan Ethem kuvvetlerinin geri çagirilmasi, af edilmis olan bir çok asinin firsat bulmasina yol açti. 500 kisi 5-6 Eylül gecesi Kuva-yi Milliye emrinde çalismayacagini söyleyerek birliklerini terk ettiler. Bunun üzerine asiler de çevrede ayaklandilar. Asiler Amasya ile Tokat arasinda yagmaya basladilar. Kirsehir'in bazi köylerinde de jandarmaya karsi direnme görüldü. Bunun üzerine Eskisehir'de bulunan "Ikinci Kuva-yi Seyyare" (Ethem Kuvvetleri) ayaklanmayi bastirmakla görevlendirildi. Asilerle yapilan savaslar kazanildiysa da kökleri kazinamadi. Küçük gruplar halinde soyguna devam ettiler. 19 Ekim'de Akdagmadeni'ni bastilar. Fakat zamanla güçleri azaldi ve 30 Aralik 1920'den sonra dagildilar.
Konya'da Delibas Ayaklanmasi (2 Ekim-l5 Kasim 1920)
Konya Valisi Cemal Bey'in zamaninda hazirlanan kötü ortam, Bozkir ayaklanmasinin bastirilmasina ragmen yok edilememisti. Anadolu'nun yüzyillardir dini ve geleneksel baglariyla Padisah'a bagli yasamis olan halki, M. Kemal Pasa'nin yeni bir savas getiren "Ulusal irade" sine baglanmadi. Büyük devletlerin kuvveti karsisinda durulamayacagi, bu sebeple direnmenin yarardan çok zarar getirecegi görüsü üstündü. Yunan ordusunun Anadolu'yu da Millicilerin direnisi sebebiyle isgale basladigi, israr edilirse bir gün Konya'nin da isgal edilecegi ileri sürülüyordu. Propogandalar ve diger yerlerdeki ayaklanmalarin da etkisiyle MayiS 1920 de Konya'nin Pinar Köyü'nde ayaklanma hazirliklari yapildigi duyuldu. Konya'da birçok kisi tutuklandiysa da M. Kemal Pasa tarafindan af edilmislerdi Bu olaydan sonra aleyhte propogandalar daha da artti. Milliyetçilerin ceplerini doldurmaktan baska amaci olmadigi, Padisah'in Ingilizlerle anlastigi, zaten galiplerin kuvveti karsisinda durmanin olanaksiz oldugunu yayiyorlardi. Diger yandan askerligin kaldirildigi ve vergi toplanamayacagini da belirtiyorlardi. Bu propagandalar Konya yöresini her geçen gün, için için patlamaya hazir bir duruma getiriyordu. Bu arada Konya'dan bir heyet Bati Cephesi'ni gezdiler ve dönüste, "Kuva-yi Milliye'nin köyleri soydugu"nu ileri sürdüler. Konya'nm askeri ve mülki yönetiminin dikkatsizligi sonunda, Bozkir ayaklanmasinda yakalanamamis olan Delibas Mehmet, çevresine topladigi 500 asker kaçagi ile 2-3 Ekim 1920'de Çumra'yi bastilar. Vali Haydar Bey hemen önlem alma yoluna gitti ve askeri yardim istedi. Fakat yetersiz askeri kuvvetin fedakarca direnmesi sonuç vermedi ve asiler Konya Vilayet Konagi'ni, Postane, Jandarma Okulu ve Askeri Lise'yi isgal ettiler. Vali ve yeni yöneticiler atadilar. Asiler Aksehir ve Beysehir'de de duruma hakim oldular. Bütün Konya ve Isparta yöresi asilere katildi. olayin önemini gören Ankara, Konya'ya askerî birlikler yolladi. Delibas anlasma yolunu aradiysa da, kabul edilmedi ve 6 Ekim'de ulusal kuvvetler Konya'ya girdiler. Asiler, Halife adina savastiklarini söylüyorlardi. Fakat ulusal kuvvetlerin karsisinda pespese yenildiler, 16 Ekim'de Bozkir asilerden temizlendi.Delibas Mersin üzerinden Istanbul'a kaçti. Ankara'yi bir kez daha büyük tehlikeye düsüren bu ayaklanma 15 Kasim'da tamamen temizlendi. Suçlular mahkemelerde cezalandirildilar. Daha sonra buraya gelen Konya Istiklal Mahkemesi asil suçlulari cezalandirdi. Istiklal Mahkemesi ayaklanma ile ilgili hazirladigi raporda, bir iki kaza disinda bütün Konya ve yöresinin ayaklanmis oldugunu kabul ediyordu. Bunlarin kanunen idami gerektigini, fakat bu kadar agir bir cezanin elebasilarina uygulanmasi gerektigini belirtiyordu. Istiklal Mahkemesi, suçlari agir olanlarin baskalarina ibret olmasi ve suçun tekrarina engel ve suçlunun hak ettigi cezanin verilmesi görüsüyle, olayla ilgili olanlari üç gruba ayirdi:
1- Zorla ayaklanmaya katilanlar
2- Cahil, kandirilmis ve fikir yönünden etkisi olmayanlara "ilimli" cezalar
3- Kisisel ve mali yönden halka etki eden ve bu yolla ayaklanmayi kiskirtanlarin "siddetli"
cezalandirilmalarina karar verdi. Delibas ise Istanbul'da yeni emirler alip Konya'ya döndüyse de, yanindakiler tarafindan öldürüldü.
Cemil Çeto Olayi
Mondros Ateskesi'nden sonra Dogu Anadolu'da Kürtçülük çalismalari gösterenler olmustu. Bir yandan Ingilizler bunu kiskirtmis, bir yandan da bazi asiret reisleri de bu yolda çalismislardi. Seriatin kaldirilmak istendigi ileri sürülerek kiskirticilik yapilirken, kürtçülük propogandalari da etkili oluyordu. Fakat yine de büyük bir çogunluk bunlara kapilmadi. 1920 Mayis ayinda Hidranli Asireti Reisi Hüseyin Pasa Garzan çevresinde "Kürt Teali Dernegi"nin bir beyannamesini dagitti. Bu beyannamede, Itilaf Devletleri'nin Kuva-yi Millîye'yi dagitacagi ve bir Kürdistan kurulacagi belirtiliyor, silahlanarak, hazirlikli bulunulmasi isteniyordu. Hüseyln Pasa'yi misafir eden Bahtiyar Asireti Reisi Cemil Çeto, baska asiretleri de kürtçülük için kiskirtarak Garzan yöresinde güçlenmeye basladi. Reskotan asiretini de kendi yanina çekmek istedi ve hatta kendisine katilmazlarsa zarar görecekleri biçiminde tehdit etti. Fakat Reskotan Reisi bu tehdide aldirmadi ve Hükümete sadik kaldi. Cemil Çeto harekete geçtiyse de,askeri birliklerin önlemleri karsisinda dagildilar ve Cemil Çeto 4 oglu ile 7 Haziran 1920'de teslim oldu.
Milli Asireti Ayaklanmasi
Bir baska kürtçülük olayi da Milli Asireti'nin ayaklanmasi oldu. Osmanli Devleti Kürtlere karsi daima hosgörülü davranmis ve devletin önemli mevkilerine bile getirmisti. Gerek Mesrutiyet döneminde gerekse B.M.M.'nin açilmasindan sonra Meclis'e seçilmek haklari vardi. B.M.M.'ne katilan Yusuf Ziya Bey, Cibranli Halit Bey'le dostluk kurdu. Halit Bey, Haziran 1920'de Kürt asiretlerini, "birlik halinde bulunmadiklari için alti yüz yildir Türk egemenliginde yasadiklarini simdi kurtulus gününün geldigini ve silahlanarak harekete geçmeleri için kiskirtiyordu. Ankara'da kurulan Hükümet'in Padisah'i tanimadigi ve bu Hükümet'in Yunanlilar tarafindan ortadan kaldirilacagini yayiyordu. Bu yolda yapilan kiskirtmalar bazi asiretleri etkiledi. Yüzyillardir bir arada yasayan, birbiriyle kültür ve kan bagi ile bagli olan ayni soydan gelen bu
yörenin halki arasina da Ingiliz etkisiyle kiskirticilik tohumlari saçiliyordu. Bu propogandalardan etkilenen Milli Asireti, güneydeki Itilaf Devletleri ile iliski kurdular ve Fransizlar'in Urfa'ya ikinci kez saldirdiklari sirada, firsattan yararlanarak, ayaklanip Siverek'e dogru yürüdüler. Fakat burada bulunan Besinci Tümen 19 Haziran'da üzerlerine gidince, asiler Suriye'ye kaçtilar. Suriye'de yeterli derecede hazirlanan asiler 24 Agustos'ta 3.000 atli ve deveti, 1.000 yaya kuvvetle Viransehir'e girdiler. B.M.M.'ne karsi harekete geçtiklerini ilan ettiler. Dersim ve Elazig yöresindeki bütün asiretlerin basi olduklarini iddiaya basladilar. Fakat bu yöredeki asiretler bu iddialari yalanladilar. "Din ve kan kardesi" kabul edilen Türk ve Kürtlerin alin yazilarinin ayni oldugunu, Ingiliz ve Fransiz parasi ile sokulmak istenen düsmanligin yikilmasi için çalisacaklarini açikladilar. Bu durumda Besinci Tümen, Hükümete bagli asiretlerin de yardimiyla asileri ikinci kez yendi ve "Milli Asireti" tekrar çöle kaçti.
Koçkiri Ayaklanmasi
Hafik (Koçhisar) , Zara, Imranli, Susehri, Refahiye, Kemah, Divrigi, Kangal, Ovacik, Kuruçay çevresinde 135 köye ve iki bin kilometre karelik bir alanda 40.000 nüfusu olan Koçkiri asiretinin ayaklanmasi Ulusal Mücadele için önemli bir tehlike oldu. Bölgede Türkçe ve Kürtçe konusanlar bir arada yasamaktaydilar. Asiret 16 köyde bütün nüfusa sahipti, fakat bazi yerlerde Türklerle iç içe yasiyorlardi. Yasadlklari köylerin bir özelligi de, bu köylerin çogunun isimlerinin "Erkek, Salur" gibi Oguz Türklerine ait olusu ve bu isimlerin yüzyillardan beri yasadigi idi. Kendi içinde ve disa kapali yasayan ve hükümete bagli olan Asiret Baskani ö1ü Mustafa Pasa'nin oglu Haydar Bey'in ayaklanma girisimleriyle huzursuzluk basladi. Haydar Bey, Mondros Ateskekesi sirasinda "Kürt Teali ve Teavün Dernegi" (Kürt Yüksetme ve Yardimlasma Dernegi)ne girmis ve bu dernegin subesini kendi yöresinde açmisti. Paris Baris Konferansi'na, hagimsiz Ermenistan ve Kürdistan tezleriyle basvuran Ermeni Bogos Pasa ile Kürt Serif Pasa anlastilar. Haydar Bey, Seyit Abdülkadir Bey'le haberlesiyordu. Haydar Bey Divrigi Kaymakamligi'na atandiysa da, oraya gitmedi. Ailesiyle Tunceli'de (Dersim) yerlesti. Haydar Bey, bölgedeki eskiya Alisir'i yakalamakla görevlendirildiyse de, olayi anlasma ile çözdü. Ankara ise bir yandan düsman, bir yandan da iç ayaklanmalarla ugrasiyordu. Bu sebeple buraya yollayabilecegi kuvveti olmadigi için bu sonucu olumlu karsiladi. Asker kaçaklarini ve eskiyayi yakalamak için 14 Subat 1921'de Imranli'ya gelen 6. Süvari Alayi'na karsi yogun bir propoganda basladi. Asker kaçaklarini yakalamaya baslayan bir bölüge asiler saldirdilar, bölük Zara'ya kaçti. Bundan cesaret alan asi lideri Zalim Çavus, Imranli'da bulunan Alay Komutanligi'na, kasabayi terk etmelerini bildirdi. Kasabada Bucak Müdürü olan Haydar Bey ise bütün hareketin planlayicisi oldugu icin, olaylarin gelismesini seyrediyordu. Alay, tehdide boyun egmeyince asiler kasabaya saldirdilar. Alay agir kayip verdi, cephanesi de tükenince asilere teslim oldu ve asiler Imranli'ya girdiler. Haydar Bey esir edilen subay ve memurlari misafir etmek bahanesiyle fakat gerçekte rehin almak için evine götürdü. Diger yandan asiretlere mektup yazip her kabileden 50 atli istedi. Fakat bir mektubu Hükümet'in eline geçince durum anlasildi. Haydar Bey'in adami Alisan 500 silahli ile yardima geldi.
Sivas Valisi bölge seyhlerine ve asiret baskanlarina çagri yaparak, olayin yatistirilmasina yardimci olmalarini istedi. Fakat asiret bakanlari ve seyhleri, ordunun bir süredir sayim yaptigini, hükümetin Ermenilere yaptigi gibi, Kürtleri de yok etmek niyetinde oldugu endisesiyle Koçkiri Asireti'nin ayaklanmis oldugu yanitini verdiler. Yalan propogandalarin ne kadar etkili oldugu görülüyordu. Bunun üzerine asilere nasihat etmek ve bu asilsiz iddialara inanmamalarini saglamak için taninmis kisiler gönderildi. Fakat asiler zaman kazanmak için oyalama yapiyorlardi. Bunun üzerine yörede 10 Mart 1921'de sikiyönetim ilan edildi.
Merkez Ordusu Komutani Nurettin Pasa "Sefer yetkisi ile" ayaklanmayi bastirmakla görevlendirildi. Yayinlanan bildiri ile tenkil harekatinin asilere karsi olup, halkin can, mal, irz ve namus güvenliginin Hükümet'in teminati altinda oldugunu bildirdi. Asilere 48 saatlik teslim olma süresi tanindi. Teslim olmayanlarin ve Hükümet kuvvetlerine silahla karsi koyanlarin, mallarina el konacagi, evlerinin yakilip ve yikilacagi ilan edildi. Komutanlik halka zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri de aldi. Asi lideri Alisan, hükümete yardim eden köylüleri öldürterek korku yaratmaya ve kürtçülük hareketini güçlendirmek için Türklere karsi kiyima giristi. Ayaklanma 8 Nisan'a kadar daha da yayginlasti. Koçkiri, Dersim Asiretleri Hükümet'e bir nota göndererek, bölgeye, bir Kürt vali atanmasini, aksi halde ayaklanmanin Dersim'den baska, Erzincan, Van, Diyarbakir ve Erzurum'a yayilacagi tehdidinde bulundular.
Bu durum karsisinda Merkez Ordusu 11 Nisan 1921'de tenkil harekatina basladi. Halkin da katildigi bu harekat ile asilerin Firat'in dogusuna çekilmelerine firsat verilmedi. Asi köyleri ele geçirildi. 13 Nisan'da Çaksur'da asiler agir kayip verdiler. Giresun Alayi da tenkit harekatma katilinca asiler her yerde agir yenilgiye ugradilar. 22 Nisan'da asiler hemen her yerde temizlenmislerdi. 23-27 Nisan arasinda hemen bütün asiler yakalandilar. Kaçan asi sefleri halk kuvvetleri tarafindan sikistirildi. Balaban Asireti de kendilerine yardimi reddetti. Asiler, askeri birliklere teslim olmaya basladilar.
Asilere karsi en büyük çatisma 28 Nisan'da Çirageldi'de yapildi. 28. Süvari Alayi ve Giresun Alayi birlikte saldiriya geçtiler. 1 Mayis'a kadar süren çarpismalarda asiler ve hükümet kuvvetleri agir kayiplar verdiler. Fakat sonunda asiler agir bir yenilgiye ugradilar ve Haydar Bey ile ileri gelen 56 kisi aman diledi. Dersim asilerinden 400 kisilik bir kuvvet 21 Mayis'ta yeniden saldiriya, yagma ve öldürme olaylarina basladi. 17 Haziran'a kadar süren çatismalarda asiler yenildiler. Haydar Bey'in kardesi Alisan ve 32 asi sefi teslim oldular ve yargilanmak üzere Sivas'a gönderildiler.
Bu ayaklanma Ikinci Inönü Savasi'nin basladigi bir tarihte patlak vermisti. Yunan saldirisi ile Koçkiri Asireti'nin ayni tarihlere rastlamasi, bunun planlanmasinda düsmanlarin nasil programli çalistigini göstermektedir. Kürt bagimsizligini kiskirtanlarin amaci, Yunan saldirisi sirasinda, Yunan ordusuna üstünlük saglamak amaciyla Dersim yöresinde ayaklanma çikarip, Türk ordusunu sikistirmak idi. Gerçekten çok tehlikeli bir sirada ordunun önemli bir kismi bu ayaklanmanin üzerine gönderildi. Ayaklanmayi bastiran Nurettin Pasa, önlem olarak bu iki siretin dagilip, Türk köylerinin yanlarina yerlestirilmesini önerdi. Fakat Meclisteki bu yörenin milletvekilleri bunu kabul etmediler. Bu ayaklanma da kapanmis kabul edildi.
Pontus Sorunu
M.Ö. 281'de Samsun-Trabzon arasinda bir Pontus Kralligi kurulmus fakat Romalilar buna M.S. 63'de son vermislerdi. Bizans zamaninda ise Kommen Ailesi, 1203 yilinda bir Kirallik kurmuslardi. Selçuklular zamaninda ise Sinop ele geçirildi. Trabzon kusatildi ve Türklerle Pontus ilk kez mücadeleye baslamis oldular. Daha sonra Türklere, Mogollara vergi vererek varliklarini sürdürdüler. Uzun Hasanla anlasmis olan Pontus Kralligi'na, Fatih Sultan Mehmet 1461'de son verdi. Osmanli Imparatorlugu'nun çöküntüye baslamasi sonucu, bünyesindeki çesitli Hristiyan azinliklar gibi, bu bölgedeki Rumlar da "Pontus Devleti"ni yeniden kurma çalismalarina basladilar. Bunda dis etken oldukça büyüktü. Merzifon'daki Amerikan Koleji ögretim ve idare kurulunun çalismalariyla 1904'de "Pontus Dernegi" kuruldu. Çalismalarini arttirarak kisa zamanda Anadolu'da yaygin bir örgüt haline geldi. Ayrica "Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti" adiyla, terörcü ikinci bir dernek daha kuruldu. 1920 yilinda Pontus çetelerinin tehlikesi karsisinda Merkez Ordusu kurulduktan sonra, Koleje yapilan bir baskinda, Pontus haritalari ve buranin Yunanistan'a katilmasina ait çesitli kitapIar ele geçti. Durum, Kolejin Amerikali yöneticisi White'in yazmis bulundugu bir mektubun ele geçmesiyle açikça anlasildi. Mektupta Müslümanlik, Türklerin liderliginde, Hristiyanligin en büyük düsmani olarak gösteriliyor ve Türkiye'nin parçalanmasi amaçlaniyordu.
Pontusçular bastirdiklari haritalarda, merkezi Samsun olmak üzere, Batum'dan Inebolu'ya ve Kastamonu, Çankiri, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Gümüshane ve Erzincan'i içine alan topraklar üzerinde Pontus Devleti kurmak istiyorlardi. Yunan "Megalo Idea" sinin genisligi ve Türkiye için ifade ettigi tehlike açikça ortadaydi. Bir yandan Ege Bölgesi'ni, diger yandan Dogu Karadeniz'i de ele çeçirmeye çalisiyordu. Yunanlilarin sistemli çalismalari ile son elli yil içinde Samsun çevresine 30.000 Rum getirilmisti.
Birinci Dünya Savasi'nda burada yasayan Rumlar Yunanistan ve Rusya yararina casusluk yaptilar, Türk cephesi gerisinde düsmanliktan geri kalmadilar. Ruslar Trabzon'u isgal edince, Ruslari coskuyla karsiladilar ve Trabzon Metropoliti Hrisantos sehir yönetimini ele geçirdi. Bu firsattan yararlanan Rumlar serbestçe silahlanmaya basladilar. Rus ordusuna katilan Rumlardan bir gönüllü tümen kuruldu. Ancak 1917 Bolsevik Devrimi üzerine bu tümen de dagildi. Mevcudu 12.000'e varan bu tümen, biraz daha çalisarak iki üç kat artabilirdi. Nondros Ateskesi sirasinda bu tümenin dagilmis olmasi Istiklal Savasi baslangicinda büyük bir sansti.
Ruslarin çekilmesinden sonra Pontusçuluk yine gizli duruma geldi. Paris Baris Konferansi sirasinda Rumlar çok yogun bir propandaya giristiler. Samsun yöresinde Müslümanlarin Hristiyanlari katlettikleri iddialarini ileri sürdüler. Diger yandan yalan nüfus üstünlügü iddialarinda da bulunuyorlardi. Hatta buradaki Rumlarin, bu katliamdan kurtulmak için, Bolsevik tehlikesine ragmen Rusya'ya göç ettiklerini ileri sürüyorlardi. Troçki'ye de bir mektup yazarak, Pontus Cumhuriyeti'nin kurulmasi için yardim istediler.
Birinci Dünya Savasi sirasinda, seferberlige gelmeyen veya kitalarindan kaçan Rumlar daglarda çeteler kurmuslardi. Yalnizca Bafra yöresinde ll Rum köyunden 1.500 silahli Rum çetecisi çikmisti. Rumlar Türk köylerine saldirarak öldürme ve yagmaya basladilar. Mondros Ateskesi'nden sonra ise Yunanistan'dan getirilen silahlar ve destek sayesinde kuvvetlendiler. Ingilizler de kendilerini destekliyordu. Bundan yararlanarak Türk köylerine saldirilari çogaldi. Yalniz Samsun yöresinde 700'den çok Türk'ü öldürüp, yagma ve tecavüzde bulunmuslardi. Rumlar'in bu sekilde saldirilari karsisinda Türkler de kendilerini korumak için çeteler kurdular. Bunlarin en önemlisi, Topal Osman Aga çetesiydi. Bu daha sonra Istiklal Savasi'na büyük yararlari dokunacak bir kurulustu.
Bunlara karsi alinan önlemler yetersiz görüldügü için 24 Nisan 1920'den sonra Merkez Ordusu kuruldu. 10.000 kisilik ordu 1921'de tenkil (bastirma) harekatina basladi. Samsun'daki Metropolit ve papazlar, yikici çalismalari yüzünden Istiklal Mahkemesi'ne verildiler. Merkez Ordusu'nun mevcudu 1922'de 20.000'e çikti. Pontus tehlikesi ancak Subat 1923'te kesinlikle ortadan kaldirilabildi. 10.886 çeteci yakalandi ve 11.188 asi öldü. Geri kalan Rumlar Yunanistan'a göç ettiler. Bu bölgede çalisan Istiklal Mahkemesi Pontus olayina katilmak ve kiskirtmacilik suçundan üçü Müslüman 174 Rum'u idam etti.
*Ergün AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basimevi, Izmir, 1986, ss. 206-228
